reklam
reklam
Köroğlu Gazetesi | Bolu
reklam

Yaz döneminde beslenme nasıl olmalı?

Yaz döneminde beslenme nasıl olmalı?
Bu haber 11 Temmuz 2018 - 15:13 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Yüksek sıcaklıkların etkisini göstermesiyle oluşan sıvı kaybı ve ortaya çıkan sağlık sorunlarına değinen Uzman Dr. Ferhan Yılmaz, yaz aylarında beslenme şekilleri konusunda önemli bilgiler verdi.

Haber: Ömer Çetinaslan 

Bolu İzzet Baysal Devlet Hastanesi İç Hastalıkları uzmanı Dr. Ferhan Yılmaz, yaz aylarında tüketilmesi gereken besinler, sıvı kaybının azaltılması, klimalı ortamın zararları ve sıcak havalarda tercih edilmesi gereken kıyafetler hakkında konuştu. Kış aylarına göre, yaz aylarında, beslenme konusunda daha dikkatli olunması gerektiğini söyleyen Yılmaz; “Sıcak havalarda beslenme şeklimizi değiştirmemizin sebeplerinden biri de; kışın soğuk havalarda, vücut sıcaklığını normal tutabilmek için, daha fazla enerjiye ihtiyacımız olduğu için daha fazla beslenmemiz gerekiyor. Daha fazla kalorili yememiz gerekiyor. Ancak yazın, vücut sıcaklığını normalde tutmak için bu kadar enerji harcamak gerekmiyor, arada ki fark buradan kaynaklanıyor. Kışın daha çok kaloriye ihtiyacımız oluyor, yazın daha az ama yazın da farkı,  kıştan daha çok sıvıya ihtiyaç olması. Öncelikle tavsiyem; yazın hamurlu yiyeceklerden ve kızartmalardan uzak durmak. Bunlar sindirimi zor gıdalar olduğu için, bunları sindirirken daha fazla enerjiye ihtiyacımız oluyor, o yüzden zorlanıyoruz. Aynı zamanda vücut sıcaklığını artıran gıdalar bunlar. Yazın yapmamız gereken; sıvı kaybını önlemek için fazla sıvı almak, hamurlu gıdalardan uzak durmak,  kızartma ve yağlı gıdalardan uzak durmak. Tabi ki her zaman yağ ihtiyacımız var, yağ ihtiyacını günde bir avuç kuruyemiş yiyerek giderebiliriz. Özellikle yağlı kuruyemişleri tercih edeceğiz; ceviz, fındık, badem gibi kavrulmamış, çiğ olarak.” diye konuştu.

“Ne Kadar Sıvı İhtiyacınız Olduğunu Kendiniz Belirleyebilirsiniz”

Dr. Ferhan Yılmaz şöyle devam etti; “Sıvı kaybını önlemek için yaz meyvelerini tavsiye ediyoruz. Bunlardan en güzeli; karpuz. Karpuz bir vitamin deposu, hem B vitaminlerini içeriyor hem de çok sıvı içeriyor; %90’ından fazlası sudur. Bunun yanında kiraz ve şeftaliyi de öneriyoruz. Her gün düzenli olarak yaz meyvesi yersek, yazı daha rahat geçiriyoruz.

Sıvı tüketimi kış aylarında, 2-2,5 litre, 24 saat için yetiyor ama yaz aylarında 3 litreyi geçebiliyor. Kişiye göre değişiyor, kişi çok sıcakta çalışıyorsa, sıvı kaybı çok fazlaysa, ona göre miktarını artıracak. Ne kadar sıvı ihtiyacımızın olduğunu idrar rengine göre belirleyebiliriz. İdrar rengimiz çok açıksa, suya yakın bir berraklığı varsa, yeterince sıvı tüketiyoruz demektir. Ancak idrar rengimiz koyu sarıya yakınsa ve idrara az çıkıyorsak, yani günlük 2-2,5 litre alıyorsak, en az 2 litre de idrara çıkmamız gerekiyor. Buradan, yeterince sıvı alıp almadığımızı anlayabiliriz.”

“Bazı Hastalıklar Güneş Işığıyla Alevleniyor”

Yaz aylarında güneşten korunmak için yapılması gerekenleri de sıralayan Yılmaz, “Yaz aylarında dışarıya çıkma saatleri çok önemli; eğer öğlen saat 11.00 ve öğleden sonra saat 15.00’e kadar dışarıya çıkarsak sıvı kaybımız artar. Terlemeyle hem mineral kaybı olur hem de sıvı kaybı olur. O yüzden mecbur değilsek çıkmayalım, ama çıkmak zorundaysak, fazla sıvı takviyesi alarak çıkalım. Eğer tenimiz hassassa, güneş koruyucu kremlerimizi kullanmayı unutmayalım. Çünkü bazı insanların güneşe alerjisi oluyor ve bazı hastalıklar güneşte alevleniyor. Yaz aylarında özellikle kalp hastalığı, yüksek tansiyon,  kalp yetmezliği hastalarının, hastalıklarının ortaya çıkması ve alevlenmesi artıyor. Sıvı kaybından da bu hastalılar alevlenebiliyor, bunlara dikkat edilmesi gerekiyor. İlaçların düzgün kullanılmamasından ve dengesiz beslenmekten de kaynaklanabiliyor. Mesela bu hastalığı olan kişiler, diyetine dikkat etmezlerse, hamurlu beslenmeye devam ederlerse, kızartma yerlerse, kışın bu kadar etkilemeyebilir ama yazın hastalıkları alevlenebiliyor ve tedavileri yetersiz kalabiliyor.” dedi.

“Sıcak havalar stres ve gerginliği tetikliyor”

Sıcak havaların kişilerde stres, gerginlik ve aşırı sinirlilik gibi sonuçlar doğurduğunu belirten Yılmaz, “Bunun sebebi sıvı kaybından kaynaklanıyor. Hastalarımız çok terlediği için sıcakta çalışmak zorlaşıyor, damarlar genişliyor ve tansiyon düşüyor. Genelde kış aylarına göre tansiyonumuz daha düşük seyrediyor sıvı kaybından dolayı. Sıvı kaybını dengede tutarsak ve çalışma saatlerimizi daha serin saatlerde düzenleyebilirsek, tabi bu her iş yerinde mümkün olmuyor, o zaman bunlardan uzakta durabiliriz.” dedi.

“11.00 ile 15.00 Saatleri Arasında Dikkatli Olalım”

Yaz mevsiminde giyim konusunu da ele alan Yılmaz, “Giyim tarzı konusunda biliyorsunuz, koyu renkler sıcağı çeker, açık renkler güneş ışınlarını yansıtır. Yaz aylarında açık renk giymeyi tercih edelim. Güneşin 11.00 ile 15.00 saatleri arasında, direkt dik açıyla geldiği saatlerde, kolumuzu, bacağımızı, yüzümüzü ve açıkta olan yerlerimiz için güneş koruyucu kremler kullanalım. Kalın, çok terleten giysiler giymememiz gerekiyor, saten, sentetik kıyafetler terletiyor, pamuklu kıyafetler daha rahat. Kıyafetimizi buna göre belirlememiz gerekiyor .”şeklinde konuştu.

“Klimalı Ortamdan, Klimasız Ortama Sürekli Geçişler Sıcaklık Dengesizliğine Yol Açıyor”

Klimanın bilinçli olarak kullanılması gerektiğine değinen Yılmaz, “Sabahtan akşama kadar aynı klimanın altında kalsak o kadar zararlı olmuyor ama klimalı ortamdan, klimasız ortama sürekli geçişler sıcaklık dengesizliğine yol açıyor. Klimanın açısı önemli, rüzgâr nasıl bize dik açıyla gelirse zarar verdiği gibi klima da zarar veriyor. Klimanın derecesi ayarlanabilir, sadece nemi alan klimalar var, onları tavsiye ediyoruz sağlık açısından. Soğukluk vermiyor ama ortamın nemini alarak serinletiyor. Ancak çok sıcak olduğu için insanlar klima özelliğini kullanmak zorunda kalıyor o yüzden klimanın bakımlarının yapılması gerekiyor. Sürekli klimalı ortamdan, klimasız ortama geçiş yapılacaksa, hiç klima kullanılmaması daha iyi olur.” diye konuştu.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER