Ahmet Baysal açıklamasının sözlü bölümünde ise Cumhurbaşkanının kendisine 15 dakika randevu vermemesine üzüldüğünü belirterek, bu tavrı kınadı. Baysal Ayrıca ayrıca, İzzet Baysal’a eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından verilen Devlet Üstün Hizmet Madalyasını kastederek, ‘rahmetli amcam İzzet Baysal sağ olsaydı ve bunları yaşasaydı inanıyorum ki bana “ Git oğlum, o madalyayı da beratı da veren makam yanlış takdir etmiş, git bunları iade et derdi ” ifadelerine yer verdi.
Baysal’ın sözlü açıklamaları da şöyle: İçime gömdüğüm duygularımı açıklamak istiyorum. Hakikaten bugün netice alınmıştır, karar verilmiştir. El birliği ile Üniversitemizin yeni rektörümüzün etrafında birleşmeyiz.
Ve kınıyorum…
Fakat hakikaten içimdeki üzgünlüğü atamıyorum. Neden atamıyorum: Bunun rektörün ismiyle ilgisi yoktur. Bu kadar halkın sevgisine mazhar olmuş, devletin üst kademesinde takdir görmüş bir İzzet Baysal Vakfı'nın Cumhurbaşkanı'ndan 15 dakikalık bir görüşmeyi çok görmesi olmuştur. Ve kınıyorum... Görüşme isteğime destek verilmemesidir. Bu beni üzmüştür. İsteğimizi yazdım Atilla beyi neden desteklediğimin gerekçelerini yazdım. Fakat buna rağmen bu sizi tatmin etmiyorsa YÖK'ün kararı başka yönde olursa. Lütfen 15 dakikanızı verin ve size YÖK'ün kararının yanlış olduğunu anlatayım. Bu isteğim çok görülmüştür.
DIŞ GEZİLERİ DE YOKTU
Nasıl bir tecellidir ki devletine bu kadar verebilmiş bir İzzet Baysal Vakfı’na 15 dakika ayırma bile çok görülmüştür. Dış gezileri de yoktu Cumhurbaşkanı'nın. Lütfetseler uçarcasına yanlarında olurdum. Karar muhakkak kendilerinindir. Fakat Üniversiteye bu kadar katkı veren bu Vakfın yazdıklarından başka söyleyecekleri vardı ki; yüce makama kadar ulaşmak istemişlerdir. Bunu öğrenmek ihtiyacı bile duymadılar.Anlatacağım çok şey vardı.
İZZET BABA'YA YAPILAN SAYGISIZLIK
Randevuyu Cumhurbaşkanı'na üniversitedeki birlik ve düzeni anlatmak için istiyorum.
Biraz önce gerçek bir gerekçeyi okudunuz. Hakikaten bugün şunu söylüyorum. Anayasanın teminatı altında olan bir özerk kuruluş daha bu siyasi görüşün gündemi altına girmiştir. Netice budur. Üzen nokta budur. Fakat beni daha çok üzen İzzet Baba'ya yapılan saygısızlıktır.
VAKIFLAR KARŞILIKSIZ VERİRLER.
Rahmetli bize çok iyi öğretti. Vakıflar karşılıksız verirler. Bize bugüne kadar yaptıklarımızdan dolayı hiçbir şey istemedik. Yaptıklarımızda bir söz sahibi olmadığımızı bugüne kadar hep ilan ettik. Ben bunu defalarca söyledim. Buna rağmen bugüne kadar rahmetli büyüğümüz İzzet Baysal’a ve O'nun vakfına devletin valilerinden başlayıp cumhurbaşkanlarına kadar uzanan herkesten gördüğümüz saygı, sevgi ve itibar var, bunun verdiği onurdan daha büyük bir mükâfat düşünemiyoruz.
MADALYAYI İADE ET DERDİ
İlk Türkiye Cumhuriyeti Üstün Hizmet Madalyası ona bir Cumhurbaşkanı tarafından verilmişti. Bunları O'mu istedi, elbette ki hayır. Bunlar halkımızın gönüllerinden taşan şükran ve vefasının göstergeleriydi. Devletimizin başında bu vefa duygusu kalmadı diyorum ben.
İlk defa Cumhurbaşkanımızdan bir şey istedik. Neydi o? Bir 15 dakika. Çok görüldü. Rahmetli sağ olsaydı ve bunları yaşasaydı inanıyorum ki bana 'O madalyayı da beratı da veren makam yanlış takdir etmiş, git bunları iade et derdi'. Üzüntüm bunlardı. Onun evlatları olan sizlerle bunları paylaşmak istedim.
Haberi görüntülü izlemek için tıklayınız