reklam
reklam
SON DAKİKA

Köroğlu Gazetesi | Bolu

reklam

BOLU BAROSU KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE İÇİN BASIN AÇIKLAMASI YAPTI

BOLU BAROSU KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE İÇİN BASIN AÇIKLAMASI YAPTI
25 Kasım 2021 - 14:24

Bolu Barosu Kadın Hukuku Komisyonu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında düzenlediği basın açıklamasında, “İstanbul Sözleşmesinden hukuka aykırı bir şekilde çekinilmesi gibi nedenlerle, kadınlar daha fazla şiddete açık hale getirilmektedir” dedi.

Haber: Oğuzhan Eke – Yasin Celal Torun

Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü kapsamında Bolu Adliyesi önünde bir araya gelen Bolu Barosu Kadın Hukuku Komisyonu, basın açıklaması yaptı. Kadına karşı şiddetin önlenmesinde, yasal düzenlemelerin önemine dikkat çekilen açıklamada, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin kadına yönelik şiddetin önünü açtığı belirtildi.

“KADINLAR, KURUMLARI YASALARI UYGULAMAYA ÇAĞIRMAKTADIR”

Kadınların, yasaların uygulanması için çağrı yaptığını dile getirilen açıklamada, “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde kadınlar, dünyanın her yerinde; yaşamın her alanında karşılaştıkları ayrımcılığa, sömürüye, cinsiyet eşitsizliğine, ev içi şiddete, toplumsal şiddete dikkat çekerek, mücadele ve dayanışma ruhuyla kadınlara yönelik şiddetin önlenmesi için etkin, sürdürülebilir mücadele için toplumu, ilgili kurum ve kuruluşları görevlerini yapmaya yasaları uygulamaya çağırmaktadır” denildi.

“KADINLAR ŞİDDETE AÇIK HALE GETİRİLMEKTEDİR”

İstanbul Sözleşmesi’ne vurgu yapılarak, “Ülkemizde kadınların hukuki kazanımlarına karşı yürütülen sistematik çalışmalar sonucunda, kadına yönelik şiddetin giderek arttığını, en temel insan hakkı olan yaşam hakkının vahşice ihlal edildiğini endişeyle gözlemlemekteyiz. İstanbul Sözleşmesinden hukuka aykırı bir şekilde çekinilmesi, Türk Medeni Kanunuyla ve 6284 sayılı Yasa ve Uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan kadın hakları kazanımlarını ortadan kaldıracak düzenlemelerinin yapılacağının kamuoyunda sürekli gündemde tutulması, laik ve bilimsel eğitimden uzaklaşılması toplumsal cinsiyet eşitliğine aykırı açıklamaların desteklenmesi, toplumsal cinsiyet derslerinin müfredatlardan çıkartılması, kadını özgür birey olarak görmeyip, sadece aile içinde bir birey olarak sınırlandıran zihniyetin oluşmasına yol açan politik uygulamalar vb. gibi nedenlerle kadınlar daha fazla şiddete açık hale getirilmektedir” ifadeleri kullanıldı.

“YASAL MEVZUATIN ÖNEMİNİ BİLİYORUZ”

Yasal düzenlemelerin, şiddete karşı önemine değinen komisyon, “Kadına yönelik her türlü şiddetin önlenmesinde yasal mevzuatın önemini biliyoruz. Ancak bunun yanında mevcut yasal düzenlemelerin ve uluslararası mevzuatın eksiklik ve tutarlılıkla uygulanmasının daha da önemli olduğunun farkındayız. Maalesef ülkemizdeki yasal düzenlemeler uygulamalara yansımamakta; Siyasilerin, Üniversitelerin, Diyanet İşleri Başkanlığının, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının kadına yönelik açıklamalarının kadınların yasalarla elde ettiği kazanımların uygulanabilirliği ortadan kaldırmaktadır” diye konuştu.

“YAŞAM HAKKININ İHLALİNE YOL AÇTIĞINI GÖRMEKTEYİZ”

Kadına yönelik uygulamalardan uzaklaşmanın, şiddetin artmasına neden olduğu ifade edilen açıklamada, “Kadına yönelik şiddetin önlenmesi Devletin kadınları korumaya yönelik önlemleri ve şiddete yönelik politikalarıyla birebir ilgilidir. Erkek şiddeti, kadın cinayetleri, kadının korunması temel bir politika olarak ele alınmalıdır. Kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması ve şiddete uğrayan kadınların korunması devletin sorumluluğundadır. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için yasal mevzuatın yanında, toplumsal zihniyetin değiştirilmesi de çok önem arz etmektedir Bu bağlamda, devletin çok yönlü ve bütüncül politikalar üretmesi yanında, bu mücadelenin toplumsal düzeyde genele yayılarak etkin ve kararlı yürütülmesi gerekmektedir. Ancak günümüzde ülkemizde zihniyet dönüşümüne yol açacak politikalar oluşturmadığı gibi tam tersi kadınların insan haklarını koruma altına alan kanunları ve uluslararası sözleşmeleri kaldırmaya yönelik çalışmalara destek olunmasının ve İstanbul Sözleşmesinden hukuka aykırı olarak çekinilmesinin kadına yönelik şiddette kadınları korumasız bıraktığını ve kadınların yaşam hakkının ihlaline yol açtığını görmekteyiz” şeklinde konuşuldu.

“MÜCADELEMİZİ DAYANIŞMA RUHUYLA SÜRDÜRECEĞİZ”

Son olarak kadın hakları için mücadele edileceğinin altı çizilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:

“Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için Türk Medeni Kanun’u, 6284 sayılı Kanun, Uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan kadın haklarının tüm kurum ve kuruluşlarla eksiksiz uygulanması, Aile Hukuku ve kadına karşı şiddet alanlarında uzlaşma ve arabuluculuk uygulamalarının kabul edilmemesi, nafaka konusunda yasal bir değişiklik yapılmaması ve İstanbul Sözleşmesinin yeniden yürürlüğe sokulması öncelikli taleplerimizdir. TÜBAKKOM ve Kadın Hukuku Komisyonları / Merkezleri olarak, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde, her gün olduğu gibi, kadınların Cumhuriyetimizle, Anayasa’mız, yasalarımız ve Uluslararası sözleşmelerle elde ettiği kazanımları ihlal edecek veya ortadan kaldıracak düzenleme ve değişikliklerin karşısında olmaya ve İstanbul Sözleşmesinin yeniden yürürlüğe sokulması için talepkâr olmaya devam edeceğimizi, yasaların eksiksiz olarak uygulanması konusunda tüm kamu kurum ve kuruluşlarının uygulamalarını takip edeceğimizi, kadına karşı şiddetin ortadan kaldırılması için mücadelemizi dayanışma ruhuyla sürdüreceğimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.”

Kep Adresi [email protected]