reklam
reklam

Köroğlu Gazetesi | Bolu

“Ne sanayileşebildik, ne turizm merkezi haline gelebildik, ne de tarımsal alanlarımızı koruyabildik”

“Ne sanayileşebildik, ne turizm merkezi haline gelebildik, ne de tarımsal alanlarımızı koruyabildik”
07 Temmuz 2020 - 13:27

İYİ Parti Belediye Meclis Üyesi Hakan Alparslan, Bolu Belediyesi Temmuz Ayı İkinci oturumunda söz alarak Bolu’nun yıllardır süregelen kimlik arayışına ilişkin önemli tespitler yaptığını söyledi. Alparslan Bolu’nun gelecek vizyonu hakkında kararlı adımlar atması gerektiğini ve doğru planlama yöntemleri ile yoluna devam etmesi gerektiğini ifade etti.  

Bolu Belediye Meclisi Temmuz Ayı 2. Oturumu gerçekleştirildi. Yapılan toplantıda dilek ve temenniler bölümünde söz alan İYİ Parti Belediye Meclis Üyesi Hakan Alparslan, Bolu Belediyesi olarak yapılan faaliyetler hakkında açıklamalar yaptı. Alparslan, belediyenin bütçe artışının ve iyileşmenin sebebinin savurganlığın önüne geçilerek sağlandığını ifade etti.

Mali disiplinin önemine dikkat çeken Alparslan, ilerleyen günlerde Bolu Belediyesi olarak ciddi yatırımların yapılacağını söyledi. Alparslan yatırım için uygun ortamının doğduğunu sözlerine ekledi.

İYİ Parti Belediye Meclis Üyesi Hakan Alparslan tarafından meclis kürsüsünde yapılan açıklamada “Öncelikle, yeni encümen ve komisyon seçimlerimiz, belediyemize ve bütün meclis üyesi arkadaşlarımıza hayırlı, uğurlu olsun. Bütün komisyon üyelerimizin görevlerini layıkıyla yerine getireceğinden hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bu görevler rant görevleri değil, hizmet görevleridir ve esas olan da Bolu ya hizmettir.

“KİŞİSEL TEDBİRLERİMİZİ ALMAYA DEVAM ETMELİYİZ”

Bütün Dünyayı etkisi altına alan Corona virüs ( Covid-19 ) un, Ülkemizde ilk görüldüğü tarih olan 11 Mart’tan bu tarafa yaklaşık 120 gün geçti. Çok şükür ki bu süreci; Dünyanın birçok ülkesine göre daha az zararla atlatıyoruz. Ancak bu iş henüz bitmedi. Hem kendi sağlığımız, hem de sevdiklerimizin sağlığı için, kurallara uymaya ve kişisel tedbirlerimizi almaya devam etmeliyiz. Bu süreçte canla başla, tabiri caizse kelle koltukta, gece gündüz demeden çalışan, bütün Sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyoruz. Ne yapsak haklarını ödeyemeyiz. Allah hepsinden razı olsun. Bu mücadelede vefat eden sağlık çalışanlarımıza Allahtan rahmet, geride kalan yakınlarına sabırlar, hasta olanlara da acil şifalar diliyorum. Tarih sizleri yazacak ve biz hiçbir zaman sizleri unutmayacağız. Yine bu süreçte büyük bir özveriyle çalışan ve bu salgın sürecini başarılı bir şekilde yöneten, başta Belediye Başkanımız Sayın Tanju Özcan olmak üzere, bütün belediye personelimize, STK’lara, bütün siyasi parti ve emek veren bütün meclis üyelerimize de ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

“YANLIŞ YATIRIMLARA HAYIR, DOĞRU TEKNOLOJİYE EVET”

Kadim devlet geleneğimiz gereği, hükümetler ve liderler gelir geçer, esas olan devlettir. Şeyh Edebali’nin bir sözünü hatırlatmak isterim ‘‘ Ey oğul insanı yaşat ki devlet yaşasın ‘’. Allah milletimize, devletimize zeval vermesin. Yaklaşık 15 aydır, Bolu Belediyesi çatısı altında görev yapmaktayız. Bu süreçte, bütçe disiplinini sağlamak ilk ve öncelikli konuydu ki; şahsi görüşüm bu disiplin büyük ölçüde sağlanmıştır. Geriye dönük faaliyet raporlarını incelerken, daha önceki yıllardaki ve son senelerdeki yatırımlar nelerdir? İhtiyaca göre mi? Yoksa ranta göre mi yatırımlar yapılmıştır? Örneğin; 3 TL’lik maliyetle çözülecek konular, 13 TL’lik fazla harcamalarla mı çözülmüştür? Doğru ve iyi bir maliyet analizi yapılmış mıdır? Bunlara bakmalıyız.  “İş yapmazsanız bütçe fazla verir” demek işletme ve iktisat mantığı açısından doğru değildir. Bu konu bütçeyi doğru yönetmekle ilgilidir. Aslında bu da bir sanattır. Bütçe neden eksik ya da fazla verir? İsraftan kaçınmak, gereksiz harcama kalemlerini azaltmak, bir taraftan da yatırım yaparak, doğru işe, doğru çalışan ve ihtiyaca göre, gerçekçi fiyat politikasıyla, bunları tespit etmek ve uygulayabilmek, bütçenizi düzlüğe çıkarabilecektir.

Unutmayınız ki; daha 2 hafta evvel, Müthiş Belediye binamızda sağanak yağmur altında Belediye Meclis toplantısı yapmak zorunda kaldık. Tabiri caizse Belediye meclis salonu maalesef, tepemize çökmektedir. Eğer bu bir yatırımsa ve buna da bir para harcındıysa ki; harcandı, yazıktır, günahtır, rezalettir. Yanlış yatırımlara hayır, doğru teknolojiye evet.

Son zamanlarda vatandaşlarımız sürekli Belediyelerimizden yardım bekleme ve isteme ihtiyacı hissetmektedirler. Belediyeler gerekenleri bütün gücüyle yapmakla beraber, güçleri bir yere kadardır. Genel Ekonominin dinamiklerindeki arızaları, Belediyeler çözemez. Merkezi yönetimin çözmesi ya da planlaması gerekenleri, yerel yönetimlerden beklemek çokta doğru değildir. Vatandaşın sorunları merkezi ve yerel yönetimlerin siyasi kaygı taşımaksızın, ortak akılla ve birlikte hareket etmesiyle çözülecektir.

“BOLUMUZ NASIL BİR ŞEHİR OLMASI KONUSUNDA BİR KARAR VEREMEMİŞTİR”           

Gelelim, güzel Bolumuza. Şahsi görüşüm, maalesef yıllardır, Bolumuz nasıl bir şehir olması konusunda bir karar verememiştir. İl topraklarının % 56’sı dağlarla, % 8 i ovalarla, % 55 i ormanla kaplı, termal ve kayak turizmiyle,  irili ufaklı birçok gölleriyle, Türkiye beyaz et sektörünün yaklaşık % 35 ini barındıran tavukçuluk sektörüyle, İstanbul – Kocaeli – Ankara sanayi üçgeninin arasında yer alan konumuyla, ne tam olarak sanayileşebilmiş, ne tam olarak turizm bölgesi haline gelebilmiş, ne de tarımsal olarak tam bir yerleşim sağlayabilmiştir.

“BOLU HALKI BİR DEĞİŞİKLİK İSTEDİ?” 

Mademki yıllardır Bolumuzda, Belediyemizde her şey çok iyi gidiyor, hiçbir şey aksamadan, her şey doğru bir şekilde yapılıyordu, o zaman neden seçimlerde Bolu Halkı bir değişiklik istedi? Demek ki, bir şeylerin artık değişmesi ve düzelmesi gerekiyordu. Bize düşen görevler, daha önceki yönetimin hatalarını tekrarlamadan, Şehrin ihtiyaçlarını doğru tespit edip, bütçe harcamalarını buna göre yapmaktır. Ancak sadece yerel yönetimlerin alacağı kararlar değil, merkezi yönetiminde alınacak kararlar konusunda destek olması ve teşviklerle öncülük etmesi işin doğrusu ve özüdür. Tarımın ülkemiz ve şehrimiz için ne kadar önem arz ettiği zamanla daha fazla görülecektir. Halk, betonun yenmeyecek bir şey olduğunu fark ettiğinde,  iş işten geçmiş olacaktır. Öyleyse sınırlı düzeyde sanayileşmek, tarımsal alanları olabildiğince korumak ve özellikle Turizm konusunda Bolu’yu hatırı sayılır bir düzeye ulaştıracak bir vizyon belirlenerek çalışmalar yapılmalıdır. Ayrıca Bolu’ya ekonomik anlamda büyük girdi sağlayan BAİBÜ ve kıymetli akademisyenlerimiz, öğrencilerimiz için de gerekli çalışmalar yapılarak, “Bolu Üniversite Şehridir” sloganıyla şehrin bir de bu açıdan ilerlemesi sağlanmalı ve bu durum asla göz ardı edilmemelidir.

“BAŞARI YA DA BAŞARISIZLIK BÜTÜN MECLİS ÜYELERİNİ BAĞLAYACAKTIR”

Yatırımların,  büyük, gösterişli, siyasi, politik, dini olup olmaması değil, Bolu halkının ihtiyaçlarını giderecek olması önemlidir. Belediye meclis sıraları, tribün değil ve bizlerde şovmen değiliz. Bütün meclis üyelerine verilen görev, belediyeyi halkın ihtiyaçları doğrultusunda yöneterek, Bolu halkının parasına sahip cıkarak, ihtiyaçlara göre yatırımlar yapılması konusunda beraber hareket edebilme becerisidir. Burası bir ring değildir. Bizler kavga etmek için ya da her şeyi tam olarak anlamadan ve dinlemeden onaylamak veya itiraz etmek için burada değiliz. Buradaki başarı ya da başarısızlık, emin olun ki, bütün meclis üyelerini bağlayacaktır. Lütfen birbirimizi dinleyelim ve anlayalım.

“HİÇ KİMSE SABRIMIZI ÖLÇMEYE, GÜCÜMÜZÜ TEST ETMEYE KALKMASIN”

Millet İttifakının ortağı olarak partimizin adı İYİ Partidir ve İP diye bir kısaltması yoktur. Partimizi, Parti yöneticilerimizi, Parti teşkilâtlarımızı, bizleri ve Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener hanımefendiyi,  PKK – FETÖ-HDP ile ilişkilendirmeye gayret etmek, abesle iştigal etmektir. Cesaret etmek ise,  haddini aşmaktır. Devlet adabını bilmek ve buna göre hareket edebilmek, doğru ve milli bir şuurla olur ki; bizler siyasetin ve eleştirinin dozunu, ayarlayabilecek adaba, tahsile, bilgiye, duruşa ve geleneğe sahip cesurlar hareketiyiz. Hiç kimse sabrımızı ölçmeye, gücümüzü test etmeye kalkmasın. Bizim, İki kavgamız vardır. Birisi memleket kavgası, diğeri de ekmek kavgasıdır. Sessizlik asaletimizdendir. Yeri gelir sığınılacak bir liman, yeri gelir kasırga oluruz” ifadelerine yer verdi.