reklam
reklam
SON DAKİKA

Köroğlu Gazetesi | Bolu

NESLİN DEĞİŞİMİ: ZAMAN VE ENTROPİ

NESLİN DEĞİŞİMİ: ZAMAN VE ENTROPİ
ünal çamdali( [email protected] )
26 Mayıs 2022 - 10:20

Eski bir düşünüre göre zaman, her şeyin değerini azaltmakta ve değersizleştirmektedir. Bu anlayışa göre yaşamdaki değişim, olumsuz anlamda gelişmektedir. Bundan nesiller de haliyle etkilenmektedir. Zaman, onları bile değiştirmektedir. Bu bağlamda gençlerin, içinde bulunduğu kültürün değerlerini taşımadığı, korumadığı, yaşlılara ve diğer olgulara saygılı davranmadığı, yaşamda pek çok olumsuzlukların ortaya çıktığı ve yaşamın bu yönde değiştiği şeklindeki serzenişleri, ben de gençliğimde yaşlı amcalardan ve teyzelerden sıkça duyardım. O zamanlar bunlara çok da anlam veremezdim. Yılar sonra onların yaşına gelince, ne demek istediklerini daha iyi anlamaya ve hissetmeye başladım…

Neslin Değişimi ile İlgili Görüşler

Zaman ve değişim sürekli aynı yönde gelişmekte ve ilerlemektedir. İkisinin de ekseni birbirine paralel olarak gelişmektedir. Bu bakımdan değişimin nedeninin zaman sanısı ve zannı, normal karşılanmalıdır. Zaman ilerledikçe her şey gibi neslin de değişimi olağandır. İnsan dâhil yaşayan tüm olgular, yaşam yolculuğunda değişimle iç içe olmak durumundadır.

Uzmanlara göre yaklaşık yirmi yılda, nesil değişimi gerçekleşmektedir. Yirmi yıl aslında insan ömründe kısa bir zaman dilimi olarak görünse de nesil değişimi için yeterlidir. Zira yirmi yılda pek çok şey değişmektedir. Dolayısıyla nesiller de bundan nasibini almaktadır. Her şey gibi onlar da hep değişmekte hatta dönüşmektedir.

Yaşam, aynı zamanda farklı nesilleri bir arada tutmaktadır. İyi ki de böyle olmaktadır. Aksi olsaydı sürekli aynı şeyler tekrar edilir; tabiri caizse Amerika yeniden keşfedilir; birikimler de belki aktarılamazdı. Çünkü yaşamın tecrübelerle diğer ifadeyle birikimlerle ilerlediği bilinmektedir.

Nesillerin aynı zaman ve mekânda, yaşamalarından kaynaklı tecrübe aktarımı gerçekleşirken; nesiller arası çatışma da ortaya çıkmaktadır. Zira yeni nesil, yeni bakış açılarına ve değerlerine sahipken eski nesil, eski bakış açılarını ve değerlerini, sürdürmek ve korumak istemektedir. Bu da nesiller arası çatışmaya neden olmaktadır. Sonuçta bir önceki nesil (bir ya da daha) sonrakilerden hep şikâyetçi olmakta; ya da tersine genç nesil, yaşlı nesilden aynı konuda muzdarip olmaktadır. Zaman zaman farklı zeminlerde, bunun olağan ve normal olduğu ile ilgili görüşlere ve bilgilere yer verilmektedir. Zira onlara göre eski çağlarda da aynı davranışların ve çatışmaların olduğu; örneğin Sümerlilerin: bu gençlik nereye gidiyor? Toplumun değerlerine önem vermiyor, dediği; Aristo’nun gençlerin kontrolden çıktığını söylediği ve daha pek çok ifadeler delil olarak getirilmektedir. Dolayısıyla onlara göre çok fazla sorun ve kaygı duyulacak durum yoktur. Böyle gelmiş böyle gidecektir. Buna benzer daha pek çok görüşler, başka mecralarda da dile getirilmektedir.

Bazıları ise bu hususta daha farklı düşünmektedir. Onlar neslin değişiminden, rahatsız olan kesimdir. Her şeyin kötüye gittiğini, değişimin olağan değil olumsuz olduğunu savunmaktadırlar. Düşünceleri daha menfi ve eleştiri düzeyleri ise daha yüksektir.

Entropi Bakışından Değerlendirme

Neslin değişimi, diğer olgular gibi aslında yaşamın doğasına uygun ve doğru bir tespittir. Zira değişim ve dönüşüm, doğanın en önemli ilkesidir. Dolayısıyla değişen koşullarda, tüm olgular gibi neslin de değişimi olağandır. Her şey değişiyorsa değişmeyen şey, değişimin kendisi olacaktır…

Yukarıda belirtildiği üzere değişimi vurgulayan iki grup vardır. Bunlar, onu olağan (alışılmış) karşılayan ve kaygı duyulacak bir şey olmadığını söyleyenler ile onun olağan değil bozunum olduğunu ifade eden ve bundan kaygı duyanlardır. Aslında her iki grubun da haklı tarafı söz konusudur. Zira yaşam değişim ve dönüşüm üzerinden sürmektedir. Bunu tetikleyen ilke entropi yasasıdır. Yasaya göre entropi, her şeyi değiştirmektedir. Sadece, her şeyi değiştiren yasa sabit kalmaktadır. Dolayısıyla değişimi olağan kabul etmek, yaşamın doğal akşına uygun olmaktadır. Bu bağlamda birinci gruba hak vermemek, mümkün değildir. Her şey değişirken neslin değişmemesi olanaksız gözükmektedir. Bu açıdan bakıldığında onlar haklı görünmektedir. Haksız oldukları bir tek nokta vardır. O da geçmiş devirlerdeki şikâyetin derecesi ile şimdikilerin farklı olduğunun ortaya konmamasıdır. Geçmiş devirlerdeki yaşlıların eleştirileri ile şimdikiler aynı değildir. Şikâyet olgusu aynı olsa da şikâyet edilen hususun şiddeti, hep artmaktadır. Çünkü entropi azalmamakta, sürekli artmaktadır…

İkinci grup yani değişimi ve dönüşümü değer bozunumu olarak algılayanlar da ne yazık ki haklıdır. Zira yaşam, bir yandan değişim ve dönüşüm üzerinden gelişirken diğer yandan da entropi yasası gereği, bozunum ortaya çıkmaktadır. Her şey bozulurken değer bozunumunun ortaya çıkmaması, yasa açısından olanaksızdır.

Zaman ve Entropi

Eski insanlara göre değeri azaltan ve bozunuma sebep olan zaman olsa da aslında değeri azaltan ve bozunum oluşturan şey zaman değil entropi veya ortaya çıkmasına neden olan yasadır. Yasaya göre yaşam, sürekli değerliden değersizliğe, kaliteden kalitesizliğe, çokluktan azlığa, varlıktan yokluğa, yaşamdan da ölüme doğru ilerlemektedir. Termodinamikteki ifadesiyle de yüksek enerjiden düşük enerjiye, düşük entropiden de yüksek entropiye doğru gelişmektedir. Enerjinin kullanılabilirliği yani kalitesi artarken entropisi azalacak, entropisi artarken de kalitesi azalacaktır. İki farklı şey aynı anda, aynı noktada olamayacaktır. Bu da başka bir fizik kuralıdır.

Entropi yasası doğadaki hatta evrendeki en etkin yasadır. Yer çekimi, hareket vd. tüm yasalar aslında ona hizmet etmektedir. Bu bakımdan tabiri caizse hayatın her yanı adeta kuşatılmış durumdadır. Nihayetinde entropi bakışından, Nasrettin Hoca misali, herkes kendi açısından kısmen de olsa, haklı görünmektedir.

Sonuç

Değişim ve dönüşüm evrendeki en temel ve egemen ilkedir. Her şey ondan etkilenmektedir. Tarih bile değişmektedir. Tarih değişmese bile en azından anlayışı veya yorumu değişmektedir. Dolayısıyla kimilerine göre değişen anlayışlar bağlamında tarih yeniden yazılmalıdır.

Evreni ve onu güdüleyen mekanizmayı anlamak, günümüzde geliştirilen yeni bakış açıları çerçevesinde, yaşamı doğru yorumlamak ve değerlendirmek açısından önemlidir. Bu bakımdan ona farklı zaviyelerden bakmak üstelik metot da geliştirmek gerekebilir. Ayrıca bilim ve din alanlarının ortak yaklaşımının önemli olduğu fikrinin vurgusunu, tekrar etmekte yarar vardır.

Evrende, entropi artışını engellemek mümkün olmasa da artışın şiddetini azaltmak mümkündür. Bu da entropiyi yönetmekle olacaktır. Entropi yönetimi de: çalışmakla, kaynakları verimli kullanmakla, doğayı korumakla, nesiller (veya kişiler) arası sevgi ve saygı ortamının gelişimine ve sürdürülmesine katkı vermekle vd. benzer faaliyetlerle gelişecektir. Aksi takdirde kaosa, kargaşaya gitmemek mümkün değildir. Zaman, pek çok şeyin ilacı gibi görünse de aslında entropi artışının göstergesidir. Entropi ortaya çıktıktan sonra onu yok edecek şifa; Lokman Hekim’in ölümsüzlük ilacı misali aslında mevcut değildir…

Hoşça kalın…

Kep Adresi [email protected]