reklam
reklam
SON DAKİKA

Köroğlu Gazetesi | Bolu

SENDE YOK YOKMUŞ (Taşlıyayla 3)

SENDE YOK YOKMUŞ (Taşlıyayla 3)
27 Ağustos 2020 - 12:37

Hatıralara devam ediyoruz.

Mevcut Valimiz Mehmet Ali Türker beyle Taşlıyayla Göleti ve başka konularda yaşadığımız maceralardan bir kısmını burada yazmıştık. 2004 yılının Eylül ayında Valimiz gitti ve Bolu’ya yaklaşık dört yıl çalışacağımız yeni Valimiz geldi. Bizim memur ve siyasi arkadaşlar uçuyor, artık bizim valimiz geldi, Bolumuzun sorunları kolayca çözülecek. Yeni Valimiz ile çok anılarım oldu ama burada bir iki tanesini ve de Taşlıyayla Göleti ile olanını anlatmak istiyorum.

Yeni Sayın Vali müfettiş kökenli, ciddi, devlet işlerinde kılı kırk yarıyor, her şeye dikkatli hareket ediyor evraklar eften püften sebeplerle geri çevrilip geliyordu. Katı protokol kuralları, titiz tutumu bizi Vali Muavinlerini, idarecileri ziyadesi ile rahatsız ediyor ve hizmetleri aksatıyordu. Bize art niyetli yaklaştığını düşünmek istemiyorduk ama çok sıkıntılı bir dönem geçiriyorduk. Üç gün üst üste Valiliğe gidip bir konuyu görüşmek istediğim halde beni kabul etmemişti. Bunu söylediğimde kardeşim altıdan sonra gelirsin herkes gittikten sonra görüşürüz. Altıdan sonra gittiğim halde kendi oda kapısından çıkıp gidiyor ben ise Özel kalemde kalakalıyordum. Hatta sevgili gazeteci Erhan Beykoz kardeşimiz içeride saatlerce kalıyor biz dışarda bekliyorduk. Ben de bunun üzerine Valiliğe zorda kalmadıkça gelmemeye ve de yapılacak işleri kendim karar vererek yapmaya başladım.

Bir gün beni çağırdı. Ciddi ciddi; “Kardeşim sende yok yokmuş” dedi. Birdenbire afalladım, “Anlayamadım Sayın Valim”. Dedim. Tekrar; “ Kardeşim sende yok yokmuş diyorum.” Diye aynı şeyi söyledi. Bende jeton düştü. “ Sayın Valim şimdi anladım, ama çok mutlu oldum, Ben süpermen değilim, her problemi, meseleyi hallettiğimi söyleyemem, ama bana talep ile gelen vatandaşı dinliyorum, bir çay söylüyorum, bazen meselesini çözebiliyorum, bazen de çözemiyorum ama benim yanımdan mutlu gönderiyorum ” dedim. Bana; “ Kardeşim sen her şeye tamam, olur diyormuşsun, yaparım diyormuşsun, yok diyeceksin kardeşim.” Dedi.

1999 depreminden önce restorasyona başlanan Valilik binası ihale edilmiş fakat çelik yapı üzeri ahşap imalatlı inşaatı deprem dolayısı ile yarım kalmıştı. Görenler burası depremde mi yıkıldı diyordu. 2005 yılının sonuna doğru inşaatı bitme durumuna gelmişti. Para Özel İdare tarafından ödenecek olup, inşaatın kontrolü Bayındırlık Müdürlüğünce yapılmakta İdi. Valilik de Gölyüzü Mahallesindeki Sağlık Meslek Lisesi binasında hizmet veriyordu. Sayın Vali yeni binaya taşınmakta acele ediyor, herkes biran önce işin bitirilmesi telaşında idi.

Bir gün makam odamda saat 17.30 civarında tam çıkmak üzere iken elinde dosya ile gelen birisi Valilikten geldiğini ve acele ile dosyanın imzalanması gerektiğini telaşla anlatıyordu. Dosyayı biraz inceleyince bunun Bayındırlık Müdürlüğünce hazırlanmış, müdürlerce imzalanmış Valilik binasının Son Hak-ediş dosyası olduğunu gördüm. Israrları dinlemeyip ”Hele siz telaş etmeyin bu hemen imzalanmaz,  yarın sabah gelin inceleyip imzalarız. “ dedim.

Yalnız bu dosya bana gelmeden çok önceki günlerde inşaattan olumsuz şikayetler duymaya başlamıştım. Bunun üzerine Bayındırlık Müdürü Adnan beye;” Ya Müdürüm bu inşaatta ahşap kısımlarında bazı yerlerde oldukça pahalı olan birinci sınıf kestane kereste kullanılması lazım gelen yerlerde kullanılmamış, çam kullanılmış, özensizlikler varmış, incelettir, gereğini yap.” dedim. “Tamam yaparım.” Dedi. Biraz zaman geçti Bayındırlık olumsuz bir durum yok diyor fakat şikayetler durmuyor, dedikodular devam ediyor. Bunun üzerine ihale dosyasındaki proje ve keşif CD lerini Bayındırlık Müdür Yardımcısı Hayrettin Huyut beye göndererek,” Bana bu inşaattaki Kestane kereste olan yerleri belirten bir rapor çıkarır mısınız.” Dedim.  Birkaç gün sonra gelen raporu Özel İdarede Akçakocalı ve kestane keresteyi tanıyan bir marangoz olan bizim Ahmet Aslan ustaya vererek gidip Valilik binasındaki bu yerlere bakıp kullanılan malzemeyi araştırmasını istedim. Usta geldiğinde bana Valiliğin hiçbir yerinde kestane kerestesine rastlamadığını bildiriyordu. Ne yapacağımı bilemedim, Vali beni dinlemiyor, Bayındırlık dosyasını hazırlamış göndermiş, Belediye başkanı dahil arkadaşlarıma danışıyorum kimseden ne yapacağımı kestirecek bir tavsiye bulamıyorum. Sayın Vali müteahhide ekstradan çevre düzenlemesi yaptırmış. Bir zaman geçti, beni sıkıştırıyorlar. Vicdanım da bu yolsuzluğa razı değil. Kendi başımın çaresine bakmaya karar verdim. Bir gün valiliğe Vali Yardımcısı Hüseyin Doğan bey vekalet ediyor. Aradım ve hak-edişi ödeyemeyeciğimi “ Bana Valilik konağı inşaatı ile ilgili bir dilekçeyle şikâyet geldiğini, ne yapacağımı” sordum. Yarın “Vali beye ben anlatırım.” dedi. Ertesi günü de dilekçeyi istedi gönderdim. Beni aradı;” Vali bey sizi bir komisyon kurup incelettirsin. “ diyor dedi. Ben de “Niye ben komisyon kurayım, dilekçe size verilmiş siz kurun.” Dedim. Sonra görüşüp tekrar aradı. “ Vali bey komisyonu sizin kurmanızı ve bizden olur almanızı istiyor” dedi. Bunun üzerine bende Orman İdaresi, Belediyeden mimar, Özel İdareden teknik adamlardan meydana gelen bir komisyon kurdum ve arkadaşlara kimsenin etkisi olmadan bu inşaattaki kullanılması gereken kereste- ahşap kısımlar ile ilgili bir inceleme yapmalarını, rapor hazırlamalarını istedim. Bu arada Bayındırlık Müdürü tutuşmuş hak-ediş dosyasını geri istiyor. Ben de ancak resmi yazı ile istediğinde gönderebileceğimi belirttim. Komisyon çalışıyor, iki gün geçti, iş kolay değil. Valilik sıkıştırıyor, ben çalışıyorlar dedim. Fakat ertesi gün Vali Yardımcımız Komisyonu Sayın Valinin makama istediğini söyledi. Bana sen de gel dedi. Ben komisyonda değilim gelmem dediysem de illa gel deyince gittim. Komisyon üyelerinin hepsi makama girdi, ben en arkadayım, Vali bey; “Komisyonda olmayanlar gelmesin.” Dedi.  Ben ve Hüseyin bey dışarı yöneldik, Val Bey “ Hüseyin bey sen kal. “ dedi. Neyse ertesi gün arkadaşlardan öğrendim. Sayın Vali arkamdan konuşmuş “ Ya bu Tahsin dedektif gibi niye buraya geliyor.” Falan demiş. Ben de “Hüseyin bey beni savunmadı mı? “dedim, çekindiğinden konuşmadığını söylediler. Bunun üzerine Hüseyin beye “ Ya beni siz ısrarla çağırdınız arkamdan konuşulunca neden savunmadınız” deyince bir şey diyemiyor. Ama kafama takmışım. Sayın Valinin yanına ilk girdiğimde “ Geçen gün arkamdan konuşmuşunuz Sayın Valim, ben gelmiyordum fakat beni ısrarla Hüseyin bey geleceksin dediği için geldim.” Dedim tabi cevap veremiyor.

İşin sonucunu söyleyeyim. Komisyon çalışmayı bitirdi. İnşaatta hiçbir yerde kestane kerestesi olmadığını rapor etti. Sonuçta iki milyonluk hak-edişten 750 bin lirasını keserek müteahhide ödemeyi yaptık.

Bu yazı uzadı, yarın Taşlıyayla Göleti ile ilgili diğer olayı anlatacağım.

Sonsuz selam ve sevgilerimle, hoşça kalınız.

Kep Adresi [email protected]