reklam
reklam
SON DAKİKA

Köroğlu Gazetesi | Bolu

“SINAV HAYATIN KENDİSİ DEĞİLDİR”

“SINAV HAYATIN KENDİSİ DEĞİLDİR”
03 Kasım 2020 - 13:28

Bolu Sınav Eğitim Kurumları Kurucu Müdürü Zekai Öztürk, öğrencilerin deneme sınavlarının Türkiye genelinden gerçekleştiğini, deneme sınavlarından aldıkları puanların gerçek sınav ile paralel olarak eğitim vermeye devam ettiğini söyledi.

 Haber: Servet Gökçek

Uzman kadrosu ile Türkiye genelinde gerçek sınavla paralel deneme sınavları yaparak öğrencilerine en iyi hizmeti sunan Bolu Sınav Eğitim Kurumu Müdürü Zekai Öztürk, Sınav eğitim kurumlarının diğer eğitim kurumlara göre farkı kurumsal bir yapısı olmasından bahsetti. Öztürk, sınavların hayatın kendisi olmadığına da işaret etti.

“HAFTALIK DERS SAATİMİZ ÖĞRENCİ SEVİYESİ VE GRUBUNA GÖRE DEĞİŞMEKTEDİR”

Bolu Sınav Eğitim Kurumları Kurucu Müdürü Zekai Öztürk öğrencilerine uyguladıkları deneme sınavlarının Türkiye genelinde olduğunu belirterek, “Tüm kolejlerde ve normal liselerde özel eğitim kurslarında deneme sınavları Türkiye geneli olmaktadır. Yani Türkiye’nin neresinde kaç şubesi var ise geçen seneden örnek verecek olursam ortalama 60 bin öğrenci ile deneme sınavı yapıyorduk. Bizim öğrencilerimiz ise bu sistemden otomatikman sınavlarını Türkiye geneli olup, hangi öğrenci hangi grupta ise onu görebilir yarışın neresinde olduğunu her hafta görebilir. Haftalık ders saatimiz öğrenci seviyesi ve grubuna göre değişmektedir. Dersi aldıktan sonra haftada minimum 14 saat veya 16 saat arasındadır. Diyelim ki sınıfın eksiği var ise artı etüd dersleri ile veya soru çözüm dersleri ile bu da yeterli değilse birebir etüt sistemi almaktadır” ifadelerini kullandı.

“MİLLİ EĞİTİM VE GENEL MERKEZ TARAFINDAN DENETLENİYORUZ”

Öztürk, kurumlarının sadece milli eğitim tarafından denetlenmediğini, genel merkez tarafından da habersiz bir şekilde denetlendiğini söyleyerek, “Sınav eğitim kurumlarının diğer eğitim kurumlara göre farkı kurumsal bir yapısı olmasıdır. Velimizin de öğrencimizin de güvenerek gönderebileceği bir ortam sağlamaktadır.  Bu sadece devletimizin sağladığı kurallarla değil de merkezimizin de belirlediği kurallar çerçevesinde hareket etmekteyiz. Hijyene, günlük ilaçlamamız ve ortamın her an nezih tutulmasına kadar diğer kurumlardan birçok özelliğimiz var. Zira bizi sadece milli eğitim denetlemiyor aynı zamanda genel merkezimizde denetliyor. Bir diğer özelliğimiz ise her deneme sınavının üniversite sınavı sorularına paralel olduğu, öğrencimizin burada aldığı denemelerdeki puanlarla üniversite sınavındaki aldığı puanlarının ortalaması birbirine çok yakın olmasıdır. Biz burada her öğrencimizi kendi evladımız belliyoruz. Dolayısıyla kendi evladımızın başına ne gelmesini arzu ediyorsak, öğrencimizin de aynı şeylerle karşılaşmasını istiyoruz” dedi.

“ÖĞRENCİLER HANGİ MESLEĞİ İSTİYORSA O MESLEĞİ YAPMALIDIR”

Öztürk, öğrencilerin hangi alanda yeteneği varsa o mesleği yapmaları gerektiğini aktararak, “Günümüzdeki velilerin öğrenciler üzerinde en büyük kötü etkisi şu her veli çocuğunu müthiş zeki, müthiş akıllı ve kabiliyetli görmesi çocuğun gerçekteki kabiliyetinin ne olup olmadığıyla ilgilenmeksizin bir gözlem yapmaksızın herkes çocuğunu tıp, hukuk veya benzer mesleklere göndermek istiyor. Biz öğrencilerle konuştuğumuzda hocam ben resim yapmayı çok seviyorum. Ve bu alanda bir yeteneğim var. Ya da sporla ilgili bir bölümde okumak istiyorum ama ailem beni mühendis yapmak istiyor. Dolayısıyla ilk yanlış çocuğu 10. sınıftan 11.sınıfa geçerken alan seçiminde karşımıza çıkıyor. Bir kişi sevmediği bir işi yapmamalıdır. Bir ömür boyu mesleki olarak bir tatminde olamayacaktır. Hiçbir mesleğin başka bir meslek üzerinden artı bir maddesel değeri olduğuna inanmıyorum. Sokaklarımızı temizleyen insanlarımız olmasa, buradaki bir doktorun yapacağı çalışmaların hiçbir anlamı yok, bir öğretmenin vereceği eğitimin hiçbir anlamı yoktur. Onlarla beraber biz bütünüzdür. İş yerimizde de aynı kuralları gözetiyoruz. Dolayısıyla iş yerimizde yerleri temizleyen arkadaşımızla bozulmuş bir aleti tamir eden teknisyenimizle, kurumumuzdaki bir öğretmen arasında bir fark gözetmiyoruz” şeklinde konuştu.

“SINAV HAYATIN KENDİSİ DEĞİLDİR”

Öztürk, öğrencilerin neden verimli ders çalışamadıklarını, nasıl verimli ders çalışmalılar hakkında bahsederek, “Özellikle belirtmek istediğim ikinci husus, öğrencilerimiz evlerinde ders çalışırken verimli ders çalışmayla ilgili önce kendilerini tanımalılar. En büyük hata öğrencinin kendine bir motivasyon kaynağı bulmasıdır. Bir rehberlik öğretmeniyle ya da kendisi ders çalışma programı hazırlanır. Bu program sanki makinenin yapacağı bir programdır. Programda belli miktarda soru çözeceğim, şu kadar saat ders çalışacağım diye hazırlanır. Programa uygulamaya başladıktan sonra 2-3 gün sonra uyamadıklarını görüyoruz. Nedeni ise öğrencilerin kendilerini makine zannetmelerinden dolayı oldu. Bizler insanız duygularımız var, hasta olma hakkımız var, her şeye rağmen sosyal bir hayatımız olmalıdır. Sınav hayatın kendisi değildir.

“ÖĞRENCİLERİMİZ OLABİLDİĞİNCE GERÇEK SINAVA UYGUN ŞEKİLDE DERS ÇALIŞMALIDIR”     

Çocuklarımızın gitmeye çalıştığı üniversiteler, öğrenmeye çalıştığı diller ya da kazanmaya çalıştıkları KPSS sınavları hayatın bir parçasıdır. O yüzden öğrencilerin kendinin insan olduğunu bilmelidir. Hasta, mutlu, mutsuz olabileceklerini, çevresindeki insanların problemlerinin çözümüne yardımcı olabileceklerinin payının olması gerekiyor. Bunları düşünmeleri gerekiyor. Her şeyi hesaba katabilmeliyiz. Bu yüzden herkesin ders çalışma programı herkesinkinden farklı olabilir. Öğrenciler kendine uygun ders çalışma taslağını, kendisi ya da rehberlik öğretmeniyle birlikte hazırlamalıdır. Hazırlanan ders çalışma programında haftanın 7 gün ders çalışmamalıdır. Maksimum 6 gün ders çalışmalıdır. 1 günü boş bırakılmalıdır. Boş bırakılan o 1 günde öğrenci istediğini yapmalıdır. Program eğer eksik kalmışsa o 1 günlük boşluk ile doldurulmalıdır. Öğrencilerin ders çalışacağı ortam gireceğimiz sınav ortamına en yakın şekilde olmalıdır. Bazı öğrencilerimiz yatarak ders çalışmaya alışmış. Deneme sınavlarında öğrencimiz sırada oturmaktan sıkılıyor. Sebebi sürekli yatarak ders çalışmasıdır. Deneme sınavı esnasında öğrenci tuvalete gitmek istiyor. Evde deneme çözerken sürekli tuvalete gittiğini gösterir. Gerçek sınavda böyle bir imkan yoktur. O yüzden öğrencilerimiz olabildiğince gerçek sınava uygun şekilde ders çalışmalıdır” şeklinde konuştu.

Kep Adresi [email protected]