reklam
reklam
Köroğlu Gazetesi | Bolu
reklam

 “SOSYAL MEDYADA HER GÖRDÜĞÜNÜZE İNANMAYIN”

 “SOSYAL MEDYADA HER GÖRDÜĞÜNÜZE İNANMAYIN”
Bu haber 27 Ocak 2020 - 16:10 'de eklendi ve kez görüntülendi.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Bolu İl Temsilcisi Atilla Yılmaz, ‘Tayvanlı deprem uzmanı’ olarak ifade edilen Dyson Lin’in sosyal medya hesabından yaptığı Mudurnu ilçesi ile alakalı deprem paylaşımı sonrasında açıklamada bulundu. 

Elazığ’da yaşanan deprem sonrası sosyal medyada ilimiz Mudurnu ilçesi ile alakalı deprem olacağı iddiası ortaya atan Tayvanlı kişi ile ilgili TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odasından bir açıklama yapıldı. 

Türkiye, Elazığ’da meydana gelen deprem sonrası bölgeye yardım için kenetlenirken sosyal medyada bazı kullanıcıların ilimiz Bolu için ortaya attığı deprem iddiası vatandaşları tedirginliğe sevk etti. Tayvanlı deprem uzmanı olduğu iddia edilen Dyson Lin adındaki bir Twitter kullanıcısının paylaşımı kısa sürede Bolu’da yaşayan vatandaşlarımız arasında hızla yayılırken TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odasından “deprem olacak” iddiasıyla ilgili bir açıklama yapıldı.

“BOLU HALKIMIZ İTİBAR ETMEMESİN”

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Bolu İl Temsilcisi Atilla Yılmaz tarafından yapılan açıklamada “Kendini Tayvanlı deprem uzmanı Dyson Lin olarak tanıtan bir twitter hesabından Bolu-Mudurnu’dan büyük sinyal aldığını, burada deprem beklediğini ifade eden paylaşımı sonrası Bolu’da yaşayan halkımız korku ve paniğe kapılmıştır. Tayvanlı sözde uzman Dyson’ın Bolu veya Türkiye’de hiçbir fay çalışması olmamasına rağmen sanki yarın Bolu’da deprem olacakmış gibi iddialarına sevgili Bolu halkımızın itibar etmemesini ve müsterih olmasını önemle arz ediyoruz. Ancak bu demek olmuyor ki Bolu’da deprem beklemiyoruz, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odamız tarafından Türkiye Diri Fay Haritası baz alınarak yapılan incelemede, aşağıda Jeoloji Mühendisleri odasının Elazığ depremi sonrası yaptığı açıklamada risk taşıyan kentlerle birlikte Bolu’muzun da deprem üretme potansiyeli yüksek aktif fayların geçtiği hatlar üzerinde olduğu açıkça belirtilmiştir” ifadelerini kullandı.

“ACİL KENTSEL DÖNÜŞÜMLE YIKILMALIDIR”

Yılmaz açıklamasının devamında;  “12 Kasım 1999 depreminin acıları hafızalarımızdan henüz silinmemişken, memleketimizde ardı ardına yaşanan depremler bizleri korkuya sevk etmek yerine deprem afetinden korunmaya yönelik önlemler almaya teşvik etmelidir. Depremin afete dönüşmesini engellemek için, Zemin etütlere önem verilmesi, kamuda Jeoloji mühendislerinin istihdam edilmesi, yapı denetimlerin güçlendirilmesi, Bolu fay haritasının hazırlanıp, fayın tespit edildiği bölgelerin imara kapatılması varsa bu hat üzerinde ki binaların acil kentsel dönüşümle yıkılmasıdır” dedi.

“ÖNCELİKLİ OLARA KENTSEL DÖNÜŞÜM UYGULAMALAR BAŞLANMALI”

Jeoloji Mühendisleri Odası Bolu İl Temsilcisi Yılmaz, tüm uyarılarının ve önerilerinin dikkate alınmadığına işaret ederek; “Aksaray, Bolu, Sakarya, Yalova, Bursa, Balıkesir, Manisa, İzmir, Aydın, Denizli, Erzurum, Kahramanmaraş, Hatay, Hakkari, Muğla, Eskişehir, Kütahya, Bingöl’ gibi 18 ilimizin merkez yerleşim birimleri ile yine içinde son depremi yaşadığımız 80’ini aşkın ilçe merkezinin ve ilk belirlemelere göre 502 köyümüzün deprem üretme potansiyeli yüksek aktif fayların geçtiği hatlar üzerine doğrudan oturduğu vurgulanarak, fay hatları üzerindeki alanların yapılaşmaya kapatılarak, bu yerleşimlerde öncelikli olmak üzere kentsel dönüşümün uygulamalarının başlaması gerektiğini belirttik.

“BU ACILARI YAŞAMAMAYI TERCİH EDERDİK”   

Tüm uyarılarımızın ve önerilerimizin dikkate alınmadığını son yaşanan depremin ortaya çıkardığı olumsuz bu tablo ile maalesef bir kez daha gördük. Haklı olmayı değil bu acıları yaşamamayı tercih ederdik. Ancak, doğa kaynaklı olayların afete dönüşmesinde tıpkı eğitim sisteminde yaşanan olumsuzluklarda olduğu gibi yanlış ve yanlı uygulamaların ve siyasi bir irade eksikliğinin acı sonuçlarını yaşamaya devam ediyoruz. Depremde ortaya çıkan bu olumsuz tablo afet zararlarının doğrudan belirleyicisi olan, düşük standartlarda, sağlıksız ve yasa dışı bir yapılaşma, ranta dayalı hızlı ve düşük nitelikli kentleşme, bilimsel normlara dayalı olmayan arazi kullanım ve yer seçimi kararları, etüt, proje ve yapı üretim süreçlerindeki denetimsizlik ve özellikle tüm bu olumsuzlukları giderecek yasal düzenleme ve idari yapılanmaya ilişkin bütünlüklü bir çalışma olmayışının sonucunda ortaya çıkmıştır” eklinde konuştu.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER