reklam
reklam
SON DAKİKA

Köroğlu Gazetesi | Bolu

ÜNİVERSİTEDEKİ SÖYLEŞİ

ÜNİVERSİTEDEKİ SÖYLEŞİ
ünal çamdali( [email protected] )
18 Mart 2022 - 17:20

Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesindeki “Ünzile Felsefe Topluluğu” tarafından düzenlenen, “Bilim Dili Türkçe” konulu söyleşiye, konuşmacı olarak davet edilmem, beni ziyadesiyle memnun etti. Orada, daha önce “Türkçe Şurası” için hazırladığım çalışmayı, farklı bölümlerden gelen öğrenci ve öğretim üyeleri ile paylaşma imkânı buldum. Dilin tanımı, genel yapısı, Türkçe-Matematik ilişkisi ile dilimizin karşı karşıya kaldığı sıkıntıları ve sorunları, ortaya koymaya çalıştım. Bu konuda belli bir bilinç seviyesinin gelişmesine, küçük de olsa katkı vermeye, gayret ettim. Eylem küçük olsa da sonucunun büyük olacağını, ümit etmekteyim. Ayrıca gerçekleştirdiğim söyleyişinin, Köroğlu TV tarafından da haber ve çekiminin yapılması, konunun daha geniş kitlelere duyurulması açısından önemliydi.

Ünzile Felsefe Topluluğunun, üniversitenin Tarih, Fizik, Ziraat gibi bölümlerindeki öğretim üyelerinin desteği ile kurulduğunu öğrendim. “Ünzile” isminin de Fizik Bölümü Öğretim Üyesi, Prof. Dr. Naci Sünel tarafından verildiği, ifade edildi. Hoca, fizikçi olmasına rağmen sosyal ve felsefe konularında da birikimi olan birisidir. Topluluğun başkanı, Tarih Bölümü öğretim üyesi, Doç. Dr. Levent Düzcü Hocanın topluluğa ve etkinliğin gerçekleşmesine, ciddi katkı verdiği gözlemlendi. Ziraat Fakültesinden, Doç. Dr. Bahtiyar Buhara Yücesan Hocanın da topluluğa destek veren kişilerden olduğu belirtildi.

Benim için gerek Bolunun gerekse de Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesinin, iş yaşamımda özel bir yeri var. Zira orası, akademik hayata başladığım ilk yer. Akademik yaşamımın belli bir dönemini, orada geçirdim ve oraya hem Bölüm Başkanı hem de öğretim üyesi olarak severek hizmet ettim. Makine bölümüne başladığımda, bölümün sadece tabelası vardı. Bir de tek bir öğretim üyesi. Daha sonra orada bulunan akademisyen arkadaşların ve yönetimde bulunan hocaların yardımıyla bölümü faaliyete geçirdik. Ders müfredatını hazırladık, laboratuvarlarını kurduk, önce lisans ve sonrasında da yüksek lisans eğitimine başladık. Pek çok mühendis ve yüksek mühendisin yetişmesini sağladık. Bunları bilen bilir… Üniversitenin geçmişi çok fazla olmasa da kurumsal bir yapısı var. Ayrıca Boluluların üniversiteye ilgisi yüksek.

Pek çok işlerin veya hizmetlerin gerçekleştirilmesinde, görünmeyen kişi ve kuruluşların emeği söz konusudur. Bunlar tabiri caizse gizli kahramanlardır. Kendileri görünmese de yaptıkları ve ortaya koydukları eserler görünmektedir. Onlar bir nevi eserlerin arkasına gizlenmiştir. Nihayetinde kalıcı olanlar da eserler değil midir? İnsanlar fani olsa da eserler onlara göre bakidir. Onları balık bilmese de Halik bilmektedir.

Bolu’da hele de oradaki bir üniversitede çalışmayı, planlamamış veya düşünmemiştim. Tüm bunlar tesadüfi olarak gelişti. Kurumda çalışırken birden kendimi orada buldum. Bunda, o dönemler Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Dekanı, merhum Prof. Dr. İlbilge Saldamlı Hocanın da etkisi olmuştu. Bana “senin kıymetini, eski çalıştığın kurumda bilememişler” demişti. Tuttuğunu koparan, faal ve fakültenin gelişiminde emeği olan biriydi. Diğer hocaların verdiği emekler de yadsınamaz gerçekti.

Dil söyleşisinde, mühendis olarak dil hakkındaki görüş ve düşüncelerimi ifade etmem, orada bulunan: Türkçe, Tarih, Sosyoloji, Biyoloji gibi dil, sosyal ve fen bölümlerinde okuyan gençlere, ilginç geldi. Tıpkı yıllar önce, İstanbul Teknik Üniversitesi, Makine Fakültesinde, “Türkçenin Değişimi ve Gelişimi” üzerine sunum yapan bir hocamızı, başka bir hocamızın Edebiyat Fakültesinde güya “Dişli Çarklar” konusunda sunum yapan hocaya benzetmesi gibi…

Söyleşinin en önemli gayesi, özellikle gençlere dil konusunun, öneminin ve vurgusunun yapılmasıydı. Etkinliğe gelen gençlerin ve hocaların dil konusundaki hassasiyetleri, bence yüksekti. Ancak konunun bir mühendis tarafından ortaya konması, onlar açısından sevindirici (veya olumlu) bulundu. Hele de Türkçe ve Biyoloji Bölümlerinde okuyan bazı öğrencilerin, sunumdan duyduğu mutluluğu, yanıma gelerek bizzat ifade etmesi, beklenen gayenin gerçekleşmesi adına oldukça sevindiriciydi.  Her şeyden önemlisi de kimi ülkemiz gençlerinin, konuya ilgili ve duyarlı olmasının gözlenmesiydi. Bu da ülkemiz ve milletimiz adına ümit vericiydi…

Hoşça kalın…

Not: Bu yazı, Köroğlu TV muhabiri Aslı Akış’ın, Köroğlu Gazetesinde yazı yazmamı teklif etmesi üzerine ortaya çıktı. Bu vesileyle kendisine, çekime katılan kameraman arkadaşına ve kurum yetkililerine teşekkürü bir borç bilirim.

Kep Adresi [email protected]