Son günlerde çalışanlara ödenen yemek ücretleri ve bu ücretlerin vergilendirilmesi konusunun yeniden gündeme geldiğini ifade eden Özübek, işverenlerin işyerinde yemek hizmeti sunmadığı durumlarda çalışanlara günlük yemek ücreti ödediğini hatırlattı. Bu ücretin belirli bir kısmının vergiden muaf tutulduğunu, muafiyet sınırını aşan bölümünün ise gelir vergisine tabi olduğunu dile getirdi.
Özübek, söz konusu ödemenin aynı zamanda sigorta primine esas kazanç olarak değerlendirildiğini belirterek, “Bu durum işçilerin aldığı ödemelerin hem emekli maaşına hem de emekli ikramiyesine yansıması anlamına gelmektedir. Ancak konu kamu çalışanlarına geldiğinde tablo ne yazık ki farklıdır” dedi.
Memurların maaş dışında farklı adlar altında aldığı birçok ödemenin prime esas kazanca dahil edilmediğini söyleyen Özübek, bunun da kamu çalışanlarının emeklilikte ciddi gelir kaybı yaşamasına neden olduğunu ifade etti.
Özübek, bugün gelinen noktada 35 yıl hizmeti bulunan bir işçinin ortalama 65 bin TL civarında emekli maaşı alırken, aynı hizmet yılına sahip lisans mezunu bir sağlık çalışanının yaklaşık 43 bin TL civarında emekli maaşı alabildiğini belirtti.
“Bizim kimsenin aldığı maaşta gözümüz yoktur” diyen Özübek, kamu çalışanlarının da devletin sunduğu imkânlardan adil ve eşit şekilde faydalanmasının en doğal hakları olduğunu vurguladı.
Açıklamasında yetkili sendikalara da eleştiriler yönelten Özübek, kamu çalışanlarının emekliliğini doğrudan etkileyen bu konuda güçlü bir mücadele ortaya konulmadığını savundu. “Yetkili ama etkisiz sendikacılık kamu çalışanlarına kaybettirmektedir” diyen Özübek, sendikacılığın susmak ya da koltuk korumak değil, çalışanların hakkını savunmak olduğunu ifade etti.
Kamu çalışanlarının haklarının güçlü şekilde savunulması gerektiğini belirten Özübek, Türkiye Kamu-Sen’in bu mücadelenin adresi olduğunu söyleyerek, kamu çalışanlarının gerçek temsilcisinin Türkiye Kamu-Sen olduğunu dile getirdi.





