Uzmanlar, özellikle ormanlık alanlardan bilinçsiz şekilde toplanan mantarların ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda vatandaşları uyardı.
Türkiye’nin iklimi ve zengin bitki örtüsü, yabani mantarların yetişmesi için uygun ortam oluştururken, ilkbahar ve sonbahar aylarında mantar zehirlenmesi vakalarında da dikkat çekici artış yaşanıyor. Özellikle Bolu ve çevresindeki ormanlık alanlarda mantar toplama alışkanlığının yaygın olması nedeniyle riskin daha yüksek olduğuna dikkat çekiliyor.

Uzmanlara göre zehirlenme belirtileri tüketilen mantarın türüne göre değişiklik gösterebiliyor. Bazı türler kısa sürede mide bulantısı, kusma ve karın ağrısına neden olurken, bazı ölümcül mantarlarda belirtiler 6 ila 24 saat sonra ortaya çıkabiliyor.
Geç başlayan belirtilerin daha tehlikeli olduğuna vurgu yapan uzmanlar, bu durumun karaciğer ve böbrek yetmezliği gibi ağır sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtiyor. Bazı vakalarda ise hastaların kısa süreliğine kendini iyi hissetmesinin yanıltıcı olabileceği, ardından sağlık durumunun yeniden ağırlaşabileceği ifade ediliyor.

Halk arasında “ölüm meleği” olarak bilinen Amanita phalloides türünün en tehlikeli mantarlar arasında yer aldığı belirtilirken, bu mantarın zehirsiz türlerle kolaylıkla karıştırılabildiği kaydedildi. Uzmanlar, yalnızca görüntüsüne bakılarak mantarın güvenli olup olmadığının anlaşılamayacağını vurguladı.
Yağışlı ve nemli yapısıyla mantar çeşitliliğinin oldukça fazla olduğu Karadeniz Bölgesi’nde, doğadan toplanan mantarların uzman kontrolü olmadan tüketilmemesi gerektiği ifade edildi.

Uzmanlar, vatandaşlara “Doğadan toplanan mantarları güvenli olduğundan emin olmadan tüketmeyin” çağrısında bulunarak, bilinçsiz tüketimin toplu zehirlenmelere kadar varabilecek ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.





