Son dönemlerde radyoyu açtığımda karşıma hep aynı şarkı çıkıyor; seni düşündüm. Kırklı yaşlarını devirmiş, yaş almışlar şarkının nakarat kısmını hatırlayacaklardır;
Susamışken gönlüm aşka, sevgiye
Yitirdim aklımı, döndüm deliye
Bu kadar haksızlık olur mu diye
Bir seni düşündüm bir de kendimi.
Boluspor taraftarının senelerdir dilinde dolanır bu şarkı. Yıllardır aynı filmi izliyorlar.
Ligin bir bölümünde Boluspor inanılmaz bir periyot yakalıyor, mağlubiyet yok, en kötü beraberlik.
Sonrasında tam tersi bir tablo, galibiyet yok, beraberliğe sevinecek hale geliyor.
İlk altı haftadan sonra sanki geçmiş yıllarda yakalan iyi performans yakalanacak diye beklenirken, galibiyet yok, beraberliğe seviniliyor haftaları yedinci haftadan itibaren başladı. Daha sezonun ilk yarısı bitmeden teknik heyet değişikliğine gidildi. Yine geçmiş yıllardaki gibi üçüncüsü içinde yol görünüyor gibi. Bu şehrin havasını koklamış, kökezini içmiş onlarca teknik adam var. Bari onlara şans verilsin, -gelenlerden daha başarılı olacaklarına eminim- bir de işin o tarafını düşünmeyelim.
Son iki maç. Rakiplerin neredeyse koca bir devre eksik oynuyor. Sanki eksik oynayan Boluspor’muş gibi rakipler baskı kuruyor, gol atıyor, galibiyetler alıyor, beraberliği yakalıyor. Oyuncu değişiklikleri rakibe fırsat veriyor, saha içinde garip şeyler oluyor. Bu tablo umutları tüketiyor.
Hal böyleyken insanlar artık kendilerini değil Boluspor’u düşünüyor.
Çünkü gidişat kötü. Yetmiş yaşındaki eski topraktan, sokaktaki altı yaşındaki çocuğa kadar herkesin aklında sezon başlamadan önceki soru var; düşer miyiz? Herkes şapkasını çıkarıp, önüne koymalı ki karamsar düşünceler ortadan kalksın.