Çünkü bazı şeylerin hayalini kurmak bile insanın içini acıtır. Boluspor’un sahaya çıktığı, kırmızı-beyaz formanın terlediği, tribünlerin “Bolu” diye haykırdığı her an sadece bir futbol maçı değildir. Bu arma, bu şehirle, bu sokaklarla, nice güzel hatıralarla bütünleşmiştir.O yüzden Boluspor’un ligden düştüğünü düşünmek bile istemiyorum.
Bir sezon kötü geçebilir. Bir maç kaybedilebilir. Hatalar yapılabilir. Futbolda her şey olabilir.
Ama bu şehrin takımının düştüğünü hayal etmek… İşte onu kabullenemiyorum.
Çünkü Boluspor sadece 11 futbolcudan ibaret değil.
Boluspor; hafta sonunu maç gününe göre planlayan babadır.
Formasını sırtına geçirip sokaklarda dolaşan çocuktur.
Yağmurda, soğukta, sıcakta tribünde bekleyen taraftardır.
Gol olduğunda birbirine sarılan, yenilgide birlikte susan koskoca bir şehirdir.
Ama artık herkesin elini taşın altına koyması gerekiyor.
Bu takımın yeniden ayağa kalkması, yeniden kenetlenmesi, yeniden Bolu’nun gururu olması gerekiyor.
Bu tabloyu görüp hâlâ "birkaç hafta daha bekleyelim" demek, sorunu çözmek değil, yalnızca ertelemektir.
Artık Boluspor'da herkes şapkasını önüne koymalı.
Yönetim transfer politikasını...
Teknik heyet oyun planını...
Futbolcular sahadaki mücadeleyi...
Ve herkes geçen sezonun hatalarını yeniden masaya yatırmalı.
Çünkü Boluspor'un kaybedecek daha fazla zamanı yok.
Daha sezonun başındayız.
Boluspor'un önündeki asıl sınav şimdi başlıyor.
Beş mağlubiyetin ardından altıncı maçta alınacak bir galibiyet elbette önemlidir.
Fakat asıl mesele bir maç kazanmak değil!
Boluspor'a yeniden kazanabileceğine inanan bir şehir yaratmaktır.
Bu takım Bolu'nun ortak hikâyesidir.
Ve artık o hikâyenin yönünü değiştirme zamanı gelmiştir.
Geçen Sezonun Sonu: Çöküşün Ayak Sesleri ;Filmi biraz geriye, geçtiğimiz sezonun sonlarına sarmak zorundayız. Boluspor, play-off hattı için umut vaat ettiği haftalardan sonra adeta fişi çekmişti. Hatırlayın; o kritik düzlükte alınan Ümraniyespor mağlubiyetiyle takımın play-off potasının dışına itilmesi, aslında bugünkü çöküşün fragmanıydı. O dönemde sahaya yansıyan o kırılgan yapı, yaz transfer döneminde doğru hamlelerle tedavi edilmek yerine, yanlış kadro mühendisliğiyle adeta kangrene dönüştürüldü.
İlk 5 Hafta: Taktiksel Bir İflas ;Bu sezonun açılışında Manisa FK karşısında alınan 2-1'lik yenilgi, belki sezon başı "uyum sorunu" olarak okunabilirdi. Ancak ardından gelen süreç, takımın ne fiziksel ne de mental olarak bu lige hazır olmadığını acı bir şekilde yüzümüze vurdu. Muğlaspor deplasmanında kaybedilen 2-0'lık maç ve son olarak Bolu Atatürk Stadyumu'nda Ankara Keçiörengücü'ne karşı sergilenen o ruhsuz, reaksiyonsuz 2-0'lık yenilgi...
Krizden Çıkış Reçetesi: Boluspor Sahada Ne Yapmalı?
Boluspor'un ilk 5 haftada yediği 11 gol ve atabildiği tek gol, takımın hem hücumda hem de savunmada yapısal bir çöküş yaşadığının matematiksel kanıtıdır. TFF 1. Lig gibi temasın, taktiksel disiplinin ve fiziksel mücadelenin üst düzeyde olduğu bir arenada, krizden çıkışın yolu "estetik futbol" değil, "pragmatik ve sonuç odaklı" oynamaktır.