Yıllardır kalp ve damar sağlığını konuşurken hep bildik faktörleri suçladık. Yüksek kolesterol, hareketsiz yaşam, sigara dumanı, aşırı tuz tüketimi ve tansiyon ilk sıralardaydı.
Ancak modern dünyanın tıp literatürüne soktuğu öyle bir gerçek var ki klasik risk faktörlerinin ötesinde doğrudan bir biyolojik istilayla karşı karşıya olduğumuzu fısıldıyor. O tehlike mikro ve nanoplastiklerdir.
Artık mesele yalnızca okyanuslardaki kirlilik veya kutuplardaki buzulların erimesi değildir. Plastik çağı soluduğumuz havadan içtiğimiz suya kadar hücrelerimize sızdı, nihayetinde kalbimizi besleyen ana damarların içine yerleşti.

Bilim Dünyasını Sarsan Neşter, Plakların İçinden Ne Çıktı
Dünyanın en saygın tıp yayınlarından yer bulan klinik araştırmalarda, meselenin boyutunu ameliyathane masasında kanıtladı. Şah damarı darlığı nedeniyle cerrahiye alınan hastaların damarlarından çıkarılan yağ plakları ileri teknolojiler ve kütle spektrometrisiyle incelendi. Tıp dünyasını ürküten bulgular tam bu aşamada kayıtlara geçti. Ameliyat edilen hastaların yüzde elli sekizinden fazlasının damar plağında ambalajlarda yaygın kullanılan polietilen maddesi saptandı. Hastaların yüzde on ikisinde ise PVC tespit edildi.
Elektron mikroskobu görüntülerinde damar çeperindeki bağışıklık hücrelerinin içinde sivri kenarlı sentetik plastik parçacıkları kayda geçti. Bu yabancı cisimlerin neredeyse tamamı bir mikrometreden küçük, yani doğrudan nanometre boyutlarındaydı.
Dört Buçuk Kat Artan Kalp Krizi ve İnme Riski
Çalışmanın en sarsıcı verisi hastaların yaklaşık üç yıllık klinik takibinde görüldü. Damar plağında mikroplastik saptanan hastaların diğer hastalara kıyasla kalp krizi, inme veya herhangi bir nedenden hayatını kaybetme riskinin dört buçuk kat daha yüksek olduğu belirlendi. Bir farmakolog ve hekim gözüyle baktığımızda biyokimyasal mekanizma son derece nettir. Damar duvarındaki bağışıklık hücreleri yuttukları bu sentetik plastik parçacıklarını sindiremez. Hücre içinde hapsolan yabancı madde damar çeperinde sürekli bir iltihabi yangı ve hücresel stres başlatır. Nitekim doku analizlerinde interlökin türevleri ve tümör nekrozis faktör gibi iltihap belirteçlerinin plastik içeren damarlarda belirgin şekilde yükseldiği görülmüştür.
Bu iltihap fırtınası damar içindeki yağ plaklarının kolajen yapısını zayıflatır, plakları kararsız hale getirir. Kararsızlaşan plağın aniden yırtılması ise damarın saniyeler içinde pıhtıyla tıkanmasına yol açar. Bu klinik tablo ani kalp krizi veya felç demektir.
Plastik Çağında Kalbimizi Nasıl Koruruz
Gözle görünmeyen bu parçacıkları bugünün tüketim kültüründe hayatımızdan tamamen silmek kolay olmasa da maruziyeti azaltmak hayati bir adımdır. Sıcak çay, kahve veya çorbaları kesinlikle tek kullanımlık köpük ya da plastik bardaklarda tüketmeyin. Yüksek ısı plastik polimerlerini parçalayarak milyonlarca partikülün doğrudan içeceğe karışmasını tetikler. Plastik kesme tahtaları ve mikrodalgaya sokulan plastik ambalajlar gıdalara doğrudan mikroplastik bulaştırır. Mutfakta cam, porselen ve paslanmaz çelik ürünleri tercih edin.
Uzun süre güneş altında veya sıcak ortamlarda beklemiş pet şişeler yerine cam şişe ve güvenilir arıtma sistemlerini kullanın.
Kalp Sağlığı Artık Sadece Ne Yediğimizle İlgili Değil
Tıp dünyasındaki cerrahi teknikler ve modern ilaçlar hayat kurtarmaya devam ediyor. Ancak hücrelerimizin biyolojik olarak parçalayamayacağı sentetik plastik parçacıklarını her gün kanımıza karıştırırsak en gelişmiş tedaviler bile yetersiz kalabilir. Bugün kalbimizi korumak sadece tuzu kısmak veya kolesterol ilaçlarına güvenmekle sınırlı değildir. Asıl yapılması gereken, hücrelerimize kadar sızan bu görünmeyen plastik istilasına karşı yaşam tarzımızda somut sınırlar çizmektir.
Plastik Maruziyetini Azaltmak İçin Ne Yapmalıyız
Gözle görülmeyen bu yabancı maddeleri sıfırlamak günümüz dünyasında kolay olmasa da riski belirgin şekilde düşürmek mümkündür.
- Sıcak çay, kahve ve çorbaları köpük veya plastik bardaklarda tüketmeyin. Isı, polimer parçalanmasını hızlandırarak milyonlarca partikülün doğrudan vücuda girmesini tetikler.
- Mutfakta plastik kesme tahtaları ve mikrodalgaya sokulan plastik ambalajlar yerine cam, ahşap veya çelik ürünlere yönelin.
- Uzun süre güneş altında veya sıcak ortamlarda bekletilen pet şişeler yerine cam şişeler tercih edin.
- Paketli ve aşırı işlenmiş gıdalardan uzak durarak taze besinleri tercih etmek gıdaya temas eden plastik yükünü azaltır.
Unutmayalım, insan bedeni sentetik plastik atıkları taşımak üzere yaratılmadı ve damarlarımız bir atık sahası değildir.
Sağlığınıza dikkat edin, sağlıcakla kalın...
Doç. Dr. Oruç Yunusoğlu
Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Farmakoloji Anabilim Dalı