Sayın Okurlar;

Bir insan için Yüce Yaratanın en büyük ihsanı iyi ahlaktır. Güzel bir yüz veya nazlı bir davranış dahi olsa, kalp, kötü ise fenalığı gizleyemez. Bilinmelidir ki ahlak, insanla beraber, onun içinde doğar, bu nedenle, ahlak duyguları ihtiraslarımızı da kontrol eder. En önemlisi, ahlak, aslında cemiyetin temelidir. Ahlak konusunda, sanatta olduğu gibi konuşulmaz, sadece yaşanır.

Sayın Okurlar;

Huysuz atlara, genelde dizginsiz binilmez. Ahlakı huysuz ata binip, bir de kılavuzluk yaparsak, atı bırak, kişi de büyük yara alır. Güvenilir ve ahlaken düzgün kimselerinin yanına, işte bunun için ahlaksızlar tayfası yaklaşamaz. Gıdasını (yalan, düzenbazlık) üzerine kuran ahlak, düzgün ahlaka sahip insanların midesini bulatır. Örneğin; Yelpaze, serinletici bir alet olurken, ahlaksız insanın elinde, hastaya şifa değil, daha büyük dertler açar. Bundan böyle, akıl daima keskin gözlüdür. Güzel ahlak da pek tabi güzel düşünce olur. Fare ahlaklı olanın bekçisi de kedi olur. Nitekim, ahlaken düşük, dışlanmış kimselerin yeri, daima hüsran ve zindan olmuştur. Ahlaksız düşüncelerin sahipleri, öfkelerinde dahi yağmur bulutlarını kurutmuş, âlemleri harap etmiştir. İşte bunun için ahlak, tüm konuların başında gelir. AHLAKTAN YOKSUN BİR EL, BİR İNCİYİ TUTSA TAŞ OLUR, GÖNÜL SEVGİSİNİ YAKALARSA BU DEFA SAVAŞ OLUR. YÜCE YARATAN, KÜSTAHLIĞINDAN DOLAYI, KUZGUN DENİLEN KUŞU SİMSİYAH YAPARKEN, MAZLUM VE MASUM GÜVERCİNE ÇOK GÜZEL RENKLER VERMİŞTİR. Netice itibariyle, güzel ahlak mis gibi yayılırken, terbiyesiz ahlak, is gibi insanın yüzüne sıvanır. DÜNYADA HER ŞEY YENİ BAŞTAN ELDE EDİLEBİLİR AMA AHLAK KAYBOLDUYSA HİÇ BİR ŞEY ELDE EDİLEMEZ.