Bir krallıkta, ticarete kafası zehir gibi çalışan ama sorumluluk nedir bilmeyen bir tüccar yaşarmış. Günü kurtarmak, daha fazla para kazanabilmek için yaptığı işin doğuracağı sonuçları umursamazmış. Yaşadığı kasabadaki büyük derenin üzerindeki ahşap köprünün yanına bir dükkan kurmuş. Köprü eski, taşıyıcı ayakları çürük, yenilenmesi gerekirmiş. Halk, buraya dükkân açmasının köprüyü yıkacağını, kendi dükkânına da zarar verip dereden geçimini sağlayan kasabalıyı mağdur edeceğini konusunda tüccarı uyarmış. Tüccar söylenenlere hiç aldırış etmemiş; omuz silkip gülümsemekle yetinmiş. Sadece kendi çıkarını düşündüğünden, tüm uyarılara kulağını tıkayıp dükkânda çalışmaya devam etmiş.

Bir gece şiddetli bir yağmur başlamış ve çürük olan köprü yıkılmış. Köprünün yıkılmasıyla derenin yatağı tıkanmış, suyun akış yönü değişmiş. Ertesi sabah dükkâna gelen tüccar dehşete kapılmış. Dükkân yıkık, malzemeler sular içinde, yıllardır biriken servet sularda akıp gidiyor. Üstelik köprü yıkıldığı için, kasabaya büyük tüccarlar gelememekte, ticaret yapılamıyormuş.

Tüccarın gözü yaşlı, pişman ama iş işten geçmiş. Kasabanın yaşlı bilgesi tüccara yanaşarak “başkalarının felaketine kör olan, kendi kıyametinin mimarı olur.” diyerek durumu özetlemiş.

Boluspor tarihinin en kötü sezon başlangıcını yaptı. Oynanan altı maç, kazanılan puan yok, gelecek için umut sıfır. Bu takımın mevcut görüntüyle maç kazanabilmesi ihtimaller dahilinde bile değil. Kurulan takımın üçüncü ligde küme düşmemeye oynayabilecek bir ekip görüntüsü var. Teknik heyet ve oyuncu profili bu lig ayarında değil. Saha içi hakkında iki kelam etmeyi çok isterdim ama konuşulacak pozitif bir durum altı haftadır yok.

Teşbihte hata olmaz; köprü yıkıldı, Boluspor sular altında kaldı. Köprü sağlamken dükkanını kurup, geçimini sağlayan, servetine servet katanlar ise ortalarda görünmüyor. Görmüyor, duymuyor, bilmiyor.

Boluspor’un ligde kalabilmesi bu saatten sonra mucizelere bağlı. İlk devre mecburen bu kadro ile yola devam edilecek. Şansa, kadere belki üç beş puan toplanabilir. İşe bir iyi bir de kötü tarafından bakalım; kötü tarafından bakıp, altı haftalık serüvenin ilk devre boyunca devam ettiğini düşünelim. İkinci devrede ya da araya gidilmeden önce yönetim görevinden çekilir, birileri takımı sahiplenmez ise kayyum devreye girer. Transfer için harcama yapılacak kaynak oluşturulamaz, takım küme düşer.

İyi tarafından bakalım; yönetim görevinden çekilir, yeni bir yönetim gelir, ikinci devre için transfer yapar. 19 maçın 12-13 tanesi kazanılır, birkaç beraberlik alınır, ortalama 40 puan alanın ligde kalabildiği ortamda takım ligde kalır. Normal şartlarda bir devrede 12-13 maç kazanabilecek olan takım otomatikmen play off potasında kendine yer bulur, orası da ayrı bir konu.

Özetle bu takımın ligde kalma şansı tükenmek üzere. İnşallah yanılırım. Yapılması gereken çok basit; görmeyip, duymayıp, bilmeyenler bir araya gelecek, yeni bir oluşumla ikinci lige düşmüş olan takım için seferber olup, en kısa sürede Boluspor’u ayağa kaldıracak bir organizasyon kurmalı. Eğer bu da yapılmazsa uzun süreler çim sahaları göremeyiz.