Sayın okurlar;
Hayatın akışı, insan yaşantısının ne olduğunun anlaşılması içindir. Durum böyle olunca, oturup da papatya falına bakar gibi insanoğluna biliyor bilmiyor konusunda bir kavram getiremezsiniz. Mükemmel bir aydının olmadığı bir yerde, müsbet düşünmek ve neticelere varabilmek imkansızdır. Emeksiz, bilgisiz, tecrübesiz hayat, faziletli yaşamayı değil, rezaletli yaşamaya davetiye çıkarır. Bir insan, tecellisi veya kaderi icabı okumamış olabilir, buna kimsenin sözü yoktur. Bunun sadece kültürü yoktur o kadar. Ama insanoğlunda ahmaklık başka şeydir. Örneğin, ahmak, ışıkla alevi birbirine karıştıran, öte yandan gece gündüz beraber bulunduğu ve bundan bahsedildiği zaman, bunları imkansız sayan ve gören kimsedir. Dolayısıyla, insanoğlunda bütün azalar adeta aklın bir aletidir. Her kimin aklı fazla olur ise, temyiz kabiliyeti de ona göre fazla olur. Akıllı düşünen bilgili bir adamın hareketlerinde, onun her an aklı görünür. Yüce Yaratan bu alemi, yeri göğü, ilmi ve irfanı baş tacı eden: ‘’Peygamberler, veliler, fakihler, abitler, abdallar ve Salihler için yaratmıştır.’’ Sureti bırakalım, Suret bir nevi kase gibidir. Önemli olan mana onun içindeki lezzetli yemektir. Bunun için, noksan akıllardan noksan marifetler gelir. Hayatın bir parçası olan şu ‘’aşk’’ dediğimiz konu, bunun için öğretilmez. O, kendiliğinden doğar. Bilinmelidir ki nur güneşin, sıcaklık ateşin, tatlılar da şekerin özelliğinden gelir. Bunun için, taklidi ve nakli bilgiler ölüdür. AKREP GİBİ TOPRAĞA EKİLEN, HASAT ZAMANI GELİNCE, ADAM GİBİ BİTECEĞİNİ HİÇ Mİ HİÇ ÜMİT ETMESİN. YÜCE YARATANIN RAHMETİNE SIĞINMAYAN, ŞEYTANIN MİDESİNDE ÖĞÜTÜLÜR GİDER. AKILLA, FİKİRLE, İLİMLE, BİLİMLE, TEKNOLOJİYLE VE BAĞLI OLAN MÜSBET KONULARLA NE KADAR ÇOK YAKLAŞIRSAN, YÜCE ALLAH’A DA O NİSBETLE YAKLAŞIRSIN. Her izzet, kadir, kıymet ve itibarla olur. Gölgesiyle oynayan, kendini unutur. Çünkü kafasındaki çakma akıl, gerçek akıl değildir. Ruhunu ve aklını başkasına ipotek eden akılda tamiri mümkün olmayan arızlar vardır. Bilinmelidir ki her kurt, masum bir kuzunun peşindedir. Öğretmenin metotları iç açıcı değilse, öğrencisi, kibritle elektrik lambasını yakmaya çalışır. Gaflette buradadır. Görüşe, düşünce özelliğine ve de zenginliğine sahip olmayanlar için fikir özgürlüğü adeta bir felaket olur. Çağın felsefesini göremeyen, düşünemeyen veya yakalayamayan akla akıl değil, çakıl denilir. Benlikleri ilimle, irfanla, sanatla, sporla dolan gençlere sahip bir toplum, kılıca gerek duymaz. Şahin, hayatında uçmaktan ne zaman vazgeçmiş veya yorulmuştur? Bir insanın aklında, kalbinde, gönlünde çağın felsefesi gerçekleri aydınlıkları yer almış bunları mükemmel bilgilerle donatmış ve itimat ile inanç müessesine oturtmuşsa BU DÜŞÜNCE hiçbir çalışmasında ve soluğunda müşkülat çekmez. Çünkü artık güçlükleri yenmek iradesinin haricinde değildir. Kısaca, akıl katmanları cılız, akıl çapı sıfır, bilgisiz, ilgisiz, düşüncesiz ve seviyesiz bir kafa, adeta bostanda biten kelek (ham) kavuna benzer. Bilenler, bilginlerin kolundan, cahiller, serserinin kolundan, görmek incelemek ise planlı gezmenin kolundan bunun için çıkmazlar. O zaman, şu cümleyi de ilave edelim: Hayatta planlı ve metotlu çalışmayı da alışkanlık haline getirmedikçe, bir yere varmamız mümkün değildir.