Güneş artık yalnızca D vitamini kaynağı olarak görülmüyor. Yeni bir UK Biobank çalışması, güneş ışığının kan şekeri ve tip 2 diyabet ile ilişkisine dair dikkat çekici bulgular ortaya koydu. Ancak bu sonuç, “güneşe çıkın, diyabetten kurtulun” anlamına gelmiyor.
2026'da yayımlanan çalışmada araştırmacılar, UK Biobank verilerini kullanarak kısa süreli güneş ışığı maruziyeti ile kan şekeri arasındaki ilişkiyi ve daha uzun süreli maruziyet ile tip 2 diyabet gelişimi arasındaki bağlantıyı inceledi. Araştırmacılar, katılımcıların yaşadığı bölge ve kan örneğinin alındığı tarihe göre günlük ultraviyole-A (UVA) maruziyetini tahmin etti.
Sonuçlar özellikle kış aylarında dikkat çekiciydi. Ortalama UVA maruziyetindeki her 1 W/m² artış, iki günlük ortalamada kan glukozunda 0,015 mmol/L, yedi günlük ortalamada ise 0,027 mmol/L daha düşük değerlerle ilişkiliydi. İlkbaharda yedi günlük ortalamadaki ilişki ise 0,007 mmol/L düzeyindeydi. Üstelik ilişki doğrusal değildi: Kan glukozundaki düşüş düşük güneş maruziyeti düzeylerinde daha belirginken, daha yüksek maruziyetlerde etki plato yapıyordu.
Daha da ilginci, solaryum kullanımını uzun süreli maruziyet için bir gösterge olarak kullanan analizde, hiç kullanmayanlara kıyasla ara sıra kullananlarda tip 2 diyabet tanısı alma riski %14, sık kullananlarda ise %23 daha düşük bulundu.
Peki güneş diyabeti mi önlüyor?
Henüz tam olarak bilmiyoruz. Çünkü bu çalışma gözlemsel. Dolayısıyla güneş ışığının diyabeti doğrudan önlediği sonucuna varılamaz. Araştırmacılar, UVA'nın damar fonksiyonu, metabolik süreçler ve hücresel enerji mekanizmaları üzerindeki olası etkilerini tartışıyor, ancak bu mekanizmaların insanlarda nedensel olarak gösterilmesi için deneysel çalışmalara ihtiyaç var.
Üstelik güneş ışığının diğer yüzünü de unutmamak gerekiyor, aşırı ultraviyole maruziyeti cilt kanseri ve fotoyaşlanma açısından zararlı olabilir. Bu nedenle bu bulgular, “daha fazla güneşlenelim” şeklinde yorumlanmamalı.
Belki de asıl mesaj şu, güneş ışığı yalnızca D vitamini kaynağı olarak değil, vücudun metabolik düzenini etkileyebilen biyolojik bir sinyal olarak da düşünülmeli. Önümüzdeki araştırmalar, güneş ışığının hangi dalga boyunun, ne kadar süreyle ve hangi kişilerde metabolik açıdan fayda sağlayabileceğini daha net ortaya koyabilir.
Şimdilik ise en doğru yaklaşım, güneşi bir “diyabet tedavisi” olarak görmek değil, dengeli güneş maruziyetini, fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme ve kilo kontrolü gibi kanıtlanmış yaşam tarzı alışkanlıklarının yanında değerlendirmek. Bilim ilerledikçe belki de güneşin sağlığımız üzerindeki rolünü yeniden tanımlayacağız.
Sağlığınıza dikkat edin, bilimin ışığında kalın. Sağlıcakla kalın…