Sayın Okurlar;
Tedbirli, düzenli ve planlı düşünce, hayır yolundan düşüp, şer ve şeytan tarafına sapmaz. Bu nedenle, tedbirde kusur edip, takdire de kabahat bulunmaz. Nitekim makam sahiplerine sertlik, bilginlere mal sevdası, zenginlere cimrilik hiç yakışmaz.
Sayın Okurlar;
Niçin gelmiyorsun demek, niye geldin demekten elbette ki daha güzeldir. Sadede gelelim; Yani niçin geldin demeyeceğiz, bir özlemle neden gelmiyorsunuz diyeceğiz. Bütün bu davalar için, genelde diyoruz ki (kendi isteğine ve benlik sevdasına kapılan akılsızın, bütün edep ve terbiyesi doğruluk yolundan çıkar.) aziz akıl ancak kendi kaidelerine uymakla iş görebilir. Bütün mesele, düşmanların, hainlerin zalimlerin oyunlarını görebilmek meselesidir. Bunun için girmeden evvel çıkmayı düşünmek gerekir. Gerçekte Kutsi varken, Tusi’ye gitmenin ne anlamı olabilir? Gerçek akıl ve izan sahipleri, hiç şüphesiz hem bilgili, hem de çok tecrübeli olurlar. Bunlarla alay etmek, büyüklüğe yaraşan yüzsuyunu yere dökmek onu, bayağılık ve düşkünlük tozlarına kavuşturmak olur.
Sayın Okurlar;
Zaman zaman televizyon programlarında, hiç de hoşa gitmeyen sahnelere ve konuşmalara şahit oluyoruz. Örneğin; Bağırıyor, azarlıyor, çirkin kelimeler söylüyor vs. Unutmayalım ki anlamadan, dinlemeden, sormadan, hakka hukuka güvenmeden, yumruk atmaya kalkanlar ve bunu bir yerde alışkanlık haline getirenler, bir gün gelir, elinin altında bulunanların tekmeleri ile can verirler. Her zaman ifade ettiğimiz gibi, güzellikler diyarı varken, çirkinlikler diyarına giden aklıda, tamiri mümkün olmayan arızalar vardır. Zamanın goncaları ömrün sayfalarıdır. Bu sayfalara güzel iş ve seslerden başka kirli şeyler yazanın, yanından uzak olanlar, Allah’a yakın olurlar. Sonuç itibariyle
Herkese güven beslenmez.
—Mal ile mağrur olunmaz.
—Gizli sırlar açılıp yayılmaz.
—Bilgiden başka hiçbir kuvvete itibar edilmez.
Netice itibariyle büyüklüğün mertebesi yüce, ululuğun önü yüksektir.