Son yıllarda sosyal medya platformlarında ve dijital kanallarda ortak bir pazarlama sloganı hızla yayılıyor: “Tamamen bitkisel, kimyasal içermez, yüzde yüz doğal!”

Bu sihirli pazarlama dili, insanlarda refleks olarak “zararsızdır ve yan etkisi yoktur” algısı oluşturuyor. Oysa bir farmakolog (ilaç bilimi uzmanı) olarak altını çizmek gerekir ki, doğada bilinen en ölümcül zehirler de tamamen doğaldır. Bir ürünün bitkisel veya organik kaynaklı olması, onun biyolojik olarak risksiz veya karaciğerimiz için masum olduğu anlamına gelmez.

Karaciğer Vücudun Kimya Laboratuvarı ve Bitkisel Yük

Ağız yoluyla aldığımız her besin, ilaç, bitki çayı veya konsantre takviye kapsülü ilk olarak karaciğerimizin metabolik süzgecinden geçer. Tıpta "hepatotoksisite" olarak adlandırdığımız karaciğer hasarı, yalnızca sentetik ilaçlarla meydana gelmez.

Son yıllarda dünya genelinde kaydedilen toksik hepatit ve akut karaciğer yetmezliği tablolarının önemli bir kısmı, denetimsiz kullanılan bitkisel ekstraktlar ve gıda takviyelerinden (HILI - Herb-Induced Liver Injury) kaynaklanmaktadır.

Örneğin, günde bir fincan yeşil çay içmek antioksidan fayda sağlayabilirken, yeşil çayın etken maddesi olan epigallokateşin gallatın (EGCG) konsantre kapsül formunda yüksek dozda tüketilmesi karaciğer hücrelerinde doğrudan nekroza (hücre ölümüne) yol açabilmektedir. Mesele bitkinin kendisi değil, vücuda hangi yoğunlukta, hangi formda ve hangi metabolik yükle verildiğidir.

Sosyal Medyada Gözden Kaçan 3 Hayati Tehdit

1. Ölümcül İlaç Etkileşimleri (Enzim Kilitlenmesi)

Kronik tansiyon, diyabet, kolesterol veya kan sulandırıcı kullanan bireylerin masum sanarak aldığı bitkisel takviyeler (örneğin Sarı Kantaron / St. John's Wort, yüksek doz Zerdeçal/Kurkumin ekstraktları, Ginkgo Biloba), karaciğerdeki Sitokrom P450 enzim sistemlerini bloke veya aşırı aktive edebilir. Bu durum ya kullanılan hayati ilacın etkisini sıfırlar ya da kanda toksik seviyelere çıkararak beyin kanaması, pıhtı veya çoklu organ yetmezliğine neden olabilir.

2. Denetimsiz İçerik ve Ruhsat Farkı

İlaçlar yıllar süren klinik güvenlik (faz) çalışmalarından ve Sağlık Bakanlığı onayından geçtikten sonra piyasaya sürülür. Oysa “gıda takviyesi” adı altında satılan birçok ürün aynı farmakolojik güvenlik bariyerlerine tabi değildir. Yapılan bağımsız analizlerde, kilo verdirici veya enerji artırıcı bitkisel ürünlerin içerisine beyan edilmeyen sentetik etken maddelerin, ağır metallerin ve toksik kontaminantların karıştığı defalarca belgelenmiştir.

3. “Detoks” Yanılgısı

Sosyal medyada sunulan "karaciğer temizleyici" toz veya çayların bilimsel bir temeli yoktur. İnsan vücudunun tek ve gerçek detoks organları karaciğer ve böbreklerdir. Alınan kontrolsüz kürler karaciğeri temizlemez, aksine karaciğer hücrelerini aşırı metabolik yüke maruz bırakarak yorar ve enzim yüksekliklerine (ALT, AST fırlamasına) yol açar.

Tıbbi Endikasyon ile Kör İtimat Arasındaki Çizgi

Klinik değerlendirme sonucunda laboratuvar testleriyle eksikliği saptanan vitamin veya minerallerin (D vitamini, B12, Demir vb.) hekim kontrolünde yerine konması rasyonel tıbbın gereğidir. Ancak hiçbir tetkik yaptırmadan, sadece bir influencer tavsiyesiyle avuç dolusu takviyeyi aynı anda tüketmek, karaciğer sağlığıyla kumar oynamaktır.

Doç. Dr. Oruç Yunusoğlu meseleyi şöyle özetliyor, “Sağlığın kestirme bir yolu veya internetten sipariş edilebilecek bir mucizesi yoktur. 'Doğal' etiketi altına sığınılarak bilinçsizce tüketilen takviyeler, karaciğerinizi sessizce tüketebilir. İlaç biliminde altın bir kural vardır, Doz ile zehri birbirinden ayıran şey, kanıta dayalı bilim, akıl ve uzman hekim kontrolüdür.”

Sağlığınıza dikkat edin, sağlıcakla kalın...