Varsayın ki rüyanızda Fatih Sultan Mehmet oldunuz.
Tarih ise 30 Mayıs 1453, İstanbul’un fethinin ertesi günü, yatağınızdan kalktınız ve boğaz manzaralı ilk kahvaltınız için has odalılara seslendiniz;
- Derhal bana bol domatesli bir menemen getirin.
- Emredersiniz hükümdarım.
İşte böyle bir senaryoyu anca rüyanızda görebilirsiniz.
Çünkü Fatih Sultan Mehmet, Kanuni Sultan Süleyman ve çoğu Osmanlı padişahı hayatlarında hiç domates yemedi.
Evet doğru duydunuz. Bugün mutfağımızda soğandan sonra en çok kullandığımız ürün olan domates bu topraklara 18. yüzyılın sonlarında geldi. Dolayısıyla Osmanlı ve Türk Mutfağındaki yerini 19. yüzyılda alabildi.
Üstelik domates bilinenin aksine sebze değil botanik bir meyve. Dünya üzerinde ise 10 binden farklı çeşidi var.
Avrupa’ya Güney Amerika’dan 16 yüzyılda gelen domates, ilk başlarda süs bitkisi gibi saksılarda yetiştirildi. Hatta kızardığı zaman bozulduğu düşünüldü ve yıllarca yeşil olarak tüketildi.
Domates, yüzde 95’i su olmasına rağmen C vitamini ve potasyum açısından çok zengindir. Pişirildiğinde içindeki likopen aklı güçlü antioksidan vücudumuz tarafından daha kolay emilir.
Küçük bir bilgi: Eğer kesilmemiş bir domatesi buzdolabında saklıyorsanız lezzetinden ödün veriyor olabilirsiniz. Bu yüzden domatesleri kesilene kadar dışarıda muhafaza etmenizi öneriyorum.
Peki domatesle ilgili bunca ilginç bilgiye sizin de eklemek istediğiniz bir şey var mı?