Sayın okurlar;

Hırs, insanların tamahıdır (ki) bu vaziyet, mutluluk, mesut bir hayatı kolay kolay istemez, istemediği kadar da gelişine de mani olur. Bu nedenle, hırs ile mutluluk hayatları boyunca birbirlerini göremez. Hırs, aklın düşünce sistemi içerisinde, kişiyi kamçılar, bazı zorlukların yenilmesinde ve başarısında rol oynasa da şiddeti ve hiddeti bakımından iyi bir görünümü yoktur. Hırs, bazen insanoğlunu yalandan da baştan da çıkarabilir. Böylece hırs bir yerden taş yararken, bir yandan da düşünceleri zorlaştırır. İnsanoğlunda, hırs olduğu müddetçe, hiçbir dolandırıcı da açlıktan ölmez. Hırslı insanlardan bir şeyler dileyenler, bir nevi denize çukur açar. Sürekli hırs sahibinin gözünü, toprak doyurmuştur, yakası da her daim müflisin elindedir. Hırsın azgınlığı, gönüllerden kalplere, kalplerden de gözlere perde indirir, sakin düşünmeye de engel olur. Teşbihimizde hata olmazsa (eşeğin ölüme cüreti, fazla inat ve hırsa bürünen ahmaklığından olmuştur). İpe düşünce, kendini boğulmaktan kurtarmak için çözümler ararken, gittikçe kendisini daha çok bağlayıp, zorluğa sokmuştur. Hırsın, hiddetin, şiddetin olumsuz etkilerinden, cinler dahi korkup kaçmışlardır. Bu nedenle, sükunette sakinlikte asalet, hırsta tamahkarlıkta rezalet vardır. Hırs ve para düşkünlüğü, belki de bütün ihtiraslardan daha fazla suç sebebidir. Hırsın, tamahın başladığı noktada, saf duygularda sona ermiştir. Yoksul, çok şey ister, hırslı ve haris olan insan, her şeyi ister. Hastalığa tahammül, ihtirasa tahammülden daha kolaydır. İşte bunun için lüzumundan daha fazla çok kazanmak isteyenler de genelde kaybetmişlerdir.