Sayın Okurlar;
Siyaset bir ilim değildir, siyaset, aslında ve özünde bir sanattır. En güzel anlamıyla sırtı yere geldikten sonra kazandım, felsefesi, çoğu kez siyaset alanında görülür. Siyaset gemisi batmaya başladığı zaman, Allah korusun, birlikte çoğu da batar. Bu nedenle siyasette vatanseverlik meselesi bir feragat işidir. Vatanını, milletini, ülküsünü sevenler bu konularda asla taviz vermez. Yanlışa kürek çekmez, yalanı, yalancıları, yalakaları, riyakarları da dinlemez. Hakkın, hukukun içerisinde gerçek olanlar neyse sadece onu görür, onu düşünür ve onu yapar. Öte yandan, nefsinden, hissinden feragat etmesini bilmeyen zaten gerçek bir bağımsızlığa da kavuşamaz. Bu nedenle, başkalarının hürriyetlerini tanımayanlar, hürriyete layık değillerdir. Siyasetin anlamlı çatısında haklı tenkit ve taltiflere gem vurmak düşüncesi bilinmelidir ki beşeri akla yani zihinsel düşünceye bir nevi gem vurmak demektir. Bu türden işler, rüzgarı zaptetmekten de zordur. Geçelim hepsini BAĞIMSIZLIK VERİLMEZ, ALINIR. Bu nedenle hürriyet, istiklal, insanı asil insan yapar. Gerçek bir siyaset potasındaki düşüncede ise haklardan, hukuktan asla taviz verilmez. GENEL ANLAMDA İFADE EDEYİM Kİ DEVLET ADAMI ODUR Kİ HER DAİM DEVLETİNİN BİR HİZMETKARI OLDUĞUNU ASLA UNUTMAZ. Dolayısıyla gevşek, laçka, isabetsiz siyasetler bu nedenle dikkate de alınmazlar. Keyfiliğin olduğu alanda düşüncesizlik, bir numaraya oturduğu için kanundan evvel burada bencillik görülür. Bir insanın düzgün siyaset içerisinde yer alması her şeyden evvel düzgün, doğru ve tecrübeli bir akla sahip olmasından geçer. Mazlumu, zalimden ayırt edemeyen bir kafada bırakın siyaseti, insanlığın zaten özelliği görülmez. Yaşamanın bütün güzelliği, yüksek insanlığa verilen özellikleri benimsemek, korumak ve bu özelliklerden hareket etmekle olur. Ben, bunları bir akıl hocalığı içerisinde değil, mesleki bilgilerim ve tecrübelerime bağlı kalarak söylüyorum. Pek tabii takdir, sayın okurlarımındır.