Şairimiz Ümit Yaşar Oğuzcan, ‘ÖLÜME GAZEL’ şiirinde;

Ne kötü bir dünya bu; sevgisiz, acımasız,

Yaşarken doludizgin, ölüvermek apansız.

Sen, en güzel yerinde olsan bile yaşamın,

Alırlar, götürürler bir yerlere zamansız.

Bütün o sevdiklerin, dostların, yakınların,

Koyup giderler seni orada yapayalnız.

Çalkalanır gidersin kapkara bir boşlukta,

Ne sevinç ne de keder; artık her şey anlamsız.

Hakkin yok üşümeye, ağlamaya, gülmeye,

Unutma! ölüsün sen, boş bir kalıpsın cansız,

Her şey geride kaldı, ne sandın yalan dünya,

Gördüğün gibi işte; bir ölüm var yalansız.

Yukarıdaki mısralarda şairimiz de insanların öldükten sonra nasıl bir duygu içeresine büründüklerini düşündürücü olarak bizlere sunmuştur. Bu nedenle İnsanın dâhil olduğu her konu, edebiyatın da konusu olmuştur. Yaşamak gibi ölüm de hayatın bir parçasıdır. Ruhun insan bedenini terk etmesi olarak tarif edilen ölüm yeni bir başlangıç, asıl vatanımız olan ahirete bir yolculuk olarak idrak edildiğinde müminlerin beklediği müjdedir.

Sevdiklerimizi kaybetmek, hayatımızda dolduramayacak bir boşluk bırakır. Bu kayıpların ardından, onları anmak ve hatırlamak için çeşitli yollar ararız. Mezarlıklar, sevdiklerimizin anılarını yaşatmaya çalıştığımız, hatıralarının yaşatıldığı ve manevi huzurun bulunduğu kutsal alanlardır. Ölüm gerçeği hatırlanarak ibret alınabilir, sessizlik ve saygı kuralları çerçevesinde tefekkür edilebilir.

Çevre düzenlenmesine gelince, mezarların etrafındaki genel görünümü etkileyen önemli unsurlardır. Kabirleri ve kabristanları korumak, temiz tutmak ve kabirlerin üzerine basmamak için ara yollara plaka taşların döşenmesi, aynı zamanda ölüye karşı bir saygı ve Mezarlıklar Müdürlüğünün de asli bir görevidir. Bir kabristan ne kadar eski olursa olsun ve ne kadar ihtiyaç dışı bulunursa bulunsun, yine kabristan olarak korunması ve bakımının sağlanmasını gerektirir. İslam dini, insana gereken değeri vermiş, hayatında olduğu gibi ölümünde de saygı gösterilmesini istemiştir.

Bu sebeple İslam dini, kabristanların düzenli ve tertipli yapılmasını, temiz tutulmasını ve yeşillendirilmesini, hayatta bulunan insanların ölülere karşı bir vefa borcu olarak görür. Yalnızca kandil günlerinde hatim duası ve Kuran-kerim tilaveti ile yetkililerin hatırladığı ve bakımı yapıldığı kabristanlarımızın, diğer günlerde de hatırlanmalı, gerekli bakım ve özen aynı şekilde gösterilmelidir. Kaldı ki İslam dinide bunu emreder.