Bugünkü yazımda insanlık tarihi kadar eski olan kurban ibadetinden bahsedeceğim. Bu ibadeti eda ederken dikkat etmemiz gereken hususları değineceğim.
Kurban; kulun Allah (c.c.)’a yakınlık vesilesi ve gayretidir, takvaya ulaşma isteğidir, Allahın rızasına nail olma çabasıdır ve kapsamlı bir şükürdür. Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Kurbanların ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşır; O’na ulaşacak olan sadece sizin takvanızdır...” (Hac, 22/37)
Kurban; kulun en samimi sadakati, en içten teslimiyeti ve her şeyini seve seve Allah yoluna feda edeceğinin açık işaretidir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyuruyor: “Âdemoğlu, kurban günlerinde, Allah için kurban kesmekten daha güzel bir amel işleyemez…” (Tirmizî, Edâhî, 1)
Bütün ibadette olduğu gibi kurban ibadetinde de belirli şartlar aranır. Bu ibadetin bir mümin kişiye vacip olabilmesi için; akıllı, büluğ çağına ulaşmış, dinen zengin sayılan Müslümanlar kurban keserler. Kurban edilecek hayvan ise, İslam’ın emrettiği küçük veya büyükbaş hayvanlardan biri olmalıdır. Kurbanın sağlıklı, organları tam ve besili olması hem ibadet açısından hem de sağlık bakımından önemlidir. Kurban edilecek hayvan, Peygamberimiz (s.a.s)’in sünnetiyle tayin edilen yaş şartını taşımalıdır. Satıcının bu şartlara özenle riayet etmesi alıcının da gerekli araştırmayı yapması dini ve ahlaki bir sorumluluktur. Diğer yandan hayvan neslinin devamı için dişi hayvanlar tercih edilmemelidir.
Kurban ibadeti, belli şartları taşıyan kurbanlık hayvanların belli günlerde (Kurban bayramının ilk üç gününde) ve kurban niyetiyle usulüne uygun olarak kesilmesiyle eda edilir. Kurbanlık hayvan kesilmeksizin bedelini infak etmek suretiyle kurban ibadeti yerine getirilmiş olmaz.
Kurban her şeyden önce bir ibadet olduğu için, kasaptan et alımı gibi değildir. Kilo ile et satışına indirgemek çok yanlıştır. Kesimden önce her bir kurbanlık hayvanın belirlenmesi ve hissedarların tespiti gereklidir.
Kurban ibadetinin bir çok yönü ve hikmetleri vardır. Bunlardan biri sosyal yardımlaşma ve dayanışma bilincini geliştirmektir. Müminler arasında gönül köprüleri kurmak, ülkemiz içinde ve dünyada ihtiyaç sahiplerine mazlum ve mağdurlara umut ışığı olmaktır. Peygamberi bir anlayışla, kurbanlarımızdan bize kalan yiyip tükettiklerimiz değil, paylaşıp ikram ettiklerimizdir. Nitekim bir defasında Peygamber Efendimiz (s.a.s), kestiği hayvandan geriye ne kaldığını sorunca Hz. Âişe validemiz, “sadece bir kürek kemiği kaldı” diye cevap vermişti. Bunun üzerine Allah Resûlü (s.a.s) şöyle buyurmuştu: “Desene, kürek kemiğinin dışında hepsi bize kaldı.” (Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 33)
Kurban ibadetini yerine getirmenin en güzel şekli, her aşamasıyla bizzat ilgilenerek ibadet şuurunu bütün benliğiyle kişinin yaşamasıdır. Bununla birlikte güvenilir kişi veya kurumlar aracılığıyla yani vekâlet yoluyla da bu ibadet yerine getirilebilir. Her yıl olduğu gibi bu yıl da Türkiye Diyanet Vakfı, vekâlet yoluyla milletimizin kurbanlarını hem yurtiçinde hem de yurtdışında kestirmek için hizmet vermektedir. “Kurbanını paylaş, kardeşinle yakınlaş” mottosuyla yeryüzündeki ihtiyaç sahiplerine sadece kurbanları değil, devletimizin yardımseverliğini ve necip milletimizin cömertliğini götürmektedir. Emanet edilen her bir kurban İslami usullere göre kesilerek, mağdur ve muhtaçlara ulaştırılmaktadır. Bu vesileyle vekaletle kurban kestirmek isteyen kardeşlerimizi din görevlilerimize, il ve ilçe müftülüklerimize başvurarak ya da T.D. Vakfımızın internet sitesi üzerinden bu hayır kervanına katılmaya davet ediyorum.
Cenab-ı Allah keseceğimiz kurbanları kabul buyursun! (Amin).
Ali Rıza TAHİROĞLU/Bolu İl Müftüsü