Sayın okurlar;

Kaza ve kader konusu, insanlık aleminin en büyük, en ciddi konusu olduğu kadar, üzerinde durulacak kadar da, bugün halâ, o hassas özelliğini korur. Kuru sıkı, çakma, kaldırım kültürünü bir yana bırakırsak, kaza ve kader konusunda, yazarlar, çokça kitap yazmışlar.

Az da söz etmemişlerdir. En önemli bir sözü de (Mevlana) söylemiştir. “Kaza ve kaderi inkâr edenin, inkârı dahi (belki) kaza ve kaderdendir” diyor.

Kader hiç şaşmayan saat gibi işler durur.

“Asude olam dersen eğer, gelme cihane

Meydana gelen kurtulmaz, seng-i kazadan”

(Ziya Paşa)

Hiçbir yiğidin kaza ve kader okuna karşı kalkanı yoktur. İnsanlar, kendi çılgın ihtiraslarının neticelerini kadere yüklerler. Kadere cahil insan karşı gösterir. Hiç demeyiz ki; aslana pençe atma, ciğerini deler. Hani güzel bir sözümüz daha vardır:

“İslam’ın şartı beş ise,

Altıncısı da haddini bilmektir” dersek, herhalde isabetli olur.