Sayın Okurlar;

Nedeni pek bilinmez ama insan oğlu bazen kişiyi tanımadan, tartmadan çeşitli özellikleri içerisinde ve devamlı bir şekilde kibir tayının üstünden konuşur, bir nevi ahkam keser.

O zaman şu söze kulak verelim:

El ariftir, yoklar senin bendini,

Dağıtırlar tuzağını, fendini,

Mecliste Arif ol gözet kendini,

Kötülerle konup, göçücü olma!

Sayın Okurlar;

İşte bunun için el iki söylerse sen bir söyleyeceksin Örneğin: Üç kuruşluk bilgisi, dört kuruşluk sıfatı, beş kuruşluk uyduruk fiyakası ile şımaran seviyesiz akıl, hiç bilmediği ve tanımadığı kişiden, bir anda öyle bir söz yer ki hayatında en ağır değirmen taşı dahil, onu öyle ezemez. Bunun için şairimiz:” Engin ol gönül engin ol!”der. Aceleyle, telaşa ile, mantıksızca, gözü kapalı giden, beynini duvara toslar.

Sayın Okurlar;

Tarihte, Lut’un karısı, kötülerle, seviyesizlerle, işini bilmeyenlerle dost olunca, peygamber eşi olmak şerefini kaybetti ama ASHAB-I KEHF’İN köpeği, bir kaç iyinin izinden gitmekle insan oldu. Düşünerek hareket eden, yeri gelir susar, yeri gelir dilin zararından salim kalır.

Bir KABZA-İ Hak olur bu tenler,

Bilmem, niye kibir eder edenler.

Ne mutlu o kişiye ki ayıbı, başkaların ayıplarıyla uğraşmaktan kendisine alı koyar.

Veren el, alan elden daha üstündür.

Dünyada geri çevrilmesi mümkün olmayan iki konu, herhalde şudur.

1)Tanımadan, bilmeden, anlamadan söylenen çok ve boş söz.

2)Giden ömür.

Asalet, fazilet, hikmet, iffet hamiyet tayına binmek varken, Merdiven altı akılla yola çıkmak, çıkmazlığın ta kendisidir.