Sayın Okurlar;
İnsanların, kalplerinden silip atması gereken üç önemli konu: imansızlık, bencillik ve körü körüne inanmaktır. Hangi alanda ve hangi branşta olursa olsun, ilimle, bilimle dolayısıyla gerçekleri kabul etmiş olan kişi, ilim ve gerçek mabedinin kapısındaki şu yazıyı görecektir: “İMAN ET, İLİMDEN, İRFANDAN, GERÇEKÇİLİKTEN VAZGEÇME.” Aslında inanmak istemeyeni hiçbir mantık inandıramaz.
Sayın Okurlar;
İnsanların masumiyetleri, bir başka anlamda onların safiyetlerini de ortaya koyar. Saf insanlara, her şeye doğru bakmak isteyenlere, yalanı yanlışı doğruymuş gibi ısrarla öğretmeye çalışmak, şer aklın işidir. Örneğin; yılanın ağzından bal damlıyor dersen, şer kuvvetli kişi kalkar, bir gün o yılanın zehrini sana bal diye getirir. Allah korusun, biz de bal gibi yeriz. Kâinatın yaratıcısına olan inanç, ilmi araştırmaların en kuvvetli, en asil muharrik gücüdür. Kişiler kandırılabilir ama bir gün gelir, vebali de günahı da o kişinin boynuna yüklenir. İşte bunun için, eğri yolda yürüyene doğrusun demek, dünyanın en büyük adiliğidir. Pek tabii bunun tersini de söylemek mümkündür. Yani, yalanlarla, riyalarla, şerlikle, şeytanlıkla hak hukuk aranmaz ve de savunulmaz. Firavunun sihri gibi uçuk ve kaçık olanlar, Musa’nın asası gibi dik duramazlar. Ayrıca, insanlık dünyasında insaflı da olmak gerekir. Çünkü insaf, dinin yarısıdır. “İNANMA DERLER DOSTUNA, BİR GÜN GELİR SAMAN DOLDURUR POSTUNA.” İnanılmaz yaz yağmuru yağar yağar gün doğar, inanılmaz dul ağıtları ağlar ağlar yiğitlik diler. Yani, bu nedenle yaz yağmuruna ve bazı insanların isabetsiz sözlerine inanılmaz. Cenab-ı Hakk’ın insanlara bir lütfu olan akıl, zamanında çalıştırılmaz ve işlevini yerine getirmezse, sırtımıza binen çok olur. İnsanın doğru sözlerden nasibini almaması ne kadar yanlışsa, kızgın atın gem almayanı da bir o kadar onun hırçınlığını gösterir. İşte bu nedenle, lafını bilmez hödükler, sönmüş ateşi körükler. Asıl acı olan da insanların samimi duygularını ve vicdanlarını sömürmektir. Netice itibariyle, yanlış hareket etmek, bir kısım insanlara ait olsa da doğruluk, su kabağı misali asla batmaz.