Sayın okurlar;
İş, sonu taçlandırır. Tanzimat Edebiyatımızın büyük şairi Şinasi, bir sözünde şöyle diyor:
Dene altını, mihenk taşında
Dahi insanı gör, iş başında.
Sayın okurlar;
İş anlayanda bitmez, iş başarılı olanda biter. Bazı insanlara da işi anlatana kadar o kafa, o baş, o düşünce de elden gider. İş ayağa düştükten sonra bakımı, yapımı hiçbir şeye yaramaz. İşte bunun için iş, başarana verilir ve işini ehil olarak bitirenin de kötüsü olmaz. İş, bir nevi insanın aynasıdır. İş, işi aşar; iş, işi gösterir ve her iş insanın aynasıdır. Çoğu zaman işler, itikada da bağlıdır. Bilinmelidir ki, işi olmayanın aşı da olamaz. Bundan böyle, işine hor bakan, boğazına torba takar (dilenci olur). Hizmet alanlarında işini, aşını, eşini bilmek kadar asaletli ve faziletli bir olay yoktur. İşini, sanatını bilmeyen kasabın, masat elinde kalır (masat: bileme demiri). Bir güzel deyim de işin yoksa şahit ol, paran çoksa, borcun yoksa kefil ol.
Sayın okurlar;
Akıllı, fikirli, aydın düşünceli insanlar, bu nedenle olacak ki serseri, avami, kaldırım kültürüyle yetişmiş özenti bozlarına kolay kolay iş teklif etmezler. Bununla da kalmaz, başkalarına tavsiyelerde dahi bulunmazlar. Bilinmelidir ki her odunun kokusu dumanından bellidir. Altın denilen madenin kaynatılmasının sebebi, tortusunun üstüne çıkması ve halis altına dönüşümünü sağlamak içindir. Esasen, manası olan bir söz, gökkubbede dahi çınlar, yoksa rezil rüsva olur gider. Aslında, işin özünde “çalışma da, deva da haktır ancak iş bilmeyen kaporta kafa, dolayısıyla kerpiç malzemesiyle sıvanmış beyin, çalışma denilen o güzelliği, o hizmeti, o alın terini inkarda ısrar eder durur.” Tedbirsiz, plansız, metotsuz ve de hukuksuz her emir işleri başarmakta aciz kalır çünkü düz kontak çalışan şartlı ve gerizekalı akıl, ahmaklığından dolayı ne önünü ne de arkasını göremez. Serçe dahi, yol alırken döner arkasına bakar. Konu bununla da kalmaz, yapana, başarana çamur atmayı da kendine göre meziyet sayarlar. Örneğin; Bazı taşların arasında cevher olabilir ama siz bir altının, elmasın, zümrüt madeninin içinde hiç taş gördünüz mü? Olmaz çünkü has maden bunu zaten kabul etmez. Sineğin o küçücük bir avuç kirli suyu derya görmesinin sebebi, sinek yaratışlı petek gözündendir. Hayvan duyguları, güzelleri, doğruları, iyileri görseydi eşek de öküz de geleceğini görür, ona göre düşünür, hareket ederdi. Bu nedenle, doğru düşünce, temiz söz, sağlam hizmet, alın teri, hakikatten uzak gönüllere uğramaz, tam tersi, nurun aslına uygun olarak gider. Yazımızı Hamami Zade İhsan’ın şu dörtlüğüyle bitirelim:
Hani meydanda eser, lafla değirmen mi döner
Dereden, kurbağalar ses çıkarır, vakvak ile
Bizde yok fikr-i âlâ, laf atarız, subhu mesâ
Leyleğin bad-i heva ömrü, geçer laklak ile