Sayın okurlar;
İnsanı, dürüstlük ve sakınma insan yapar. Burada, sakınma sözü, aslında ve özünde yanlıştan sakınmadır. Düşünceler doğru, güzel ve iyi olduğu müddetçe, hiçbir ordu, böyle bir düşünceye karşı koyamaz. İşte insanoğlundaki akıl, bunun için çok kuvvetlidir. Kullanmasını bileni, hedefine ulaştırır ama kullanmasını bilmiyorsak bu akıl döner, kişinin kendisini vurur. Bir gerçek de odur ki, aklı paradan az olan adamla görüşülmez. Öyleyse, önce insan diyeceğiz. İnsan ortaya çıktığı zaman da ahlak baştacı edilecektir. Unutulmasın ki, her çirkin siyaset, mensubu bulunduğu halkın siyasetini de bozar. Önemli olan, insanoğlundaki o mükemmel ve dürüst olan akıldaki ahlaktır. Teşbihte hata olmazsa, çanak çömlek yalayanları bunları yalayanların yanına gönderirler. İlkel kafalarda ağızlar, geveze; kuvvetler, kafa ve kollar hamal boyutludur.
Sayın okurlar;
İnsan okudukça, mükemmel bir kültüre sahip oldukça ve işin özüyle uğraştıkça ilerler. Bunun için de çağın gereklerine uygun hareket etmek, en doğru olanıdır. Dünyada bazı toplumların helak olmasının tek sebebi, çağı yakalayamamış olmalarıdır. İnsan, kendisine bir mana vermeye çalışan tek mahluktur. İnsan, her şeye alışabilen bir varlıktır. Durum böyle olunca, akıl ve mantık süzgecinden hareket ederek, pek tabi, insan denilince akla ilk gelen ideal olur. İnsanoğlu, “ne ise o olmayı” reddeden tek mahluktur. Bu nedenle, insan bir gayedir, vasıta değildir. İnsanlar, adeta şişirilmiş bir tulum gibidir, ağızlarını açtığınız zaman sönmeleri de beraberinde gelir. İnsan, gülümsemesiyle gözyaşı arasında gidip gelen bir sarkaçtır. Her insan, bir canlı olarak iyi doğar, tabiaten iyidir ama onu kötü yapan mensubu bulunduğu kötü cemiyetidir. Bir kimse ile, bir mirası bölüşmeden, o kimseyi iyi olarak tanıdığınızı kimseye söylemeyin. Söylerseniz, sonucuna katlanırsınız. Toprağında zengin bir altın damarının olduğundan habersiz toprak sahibi gibi insanlar da kendi zayıf ve kuvvetli taraflarını çok zaman bilmezler. Üstün sayılan insanlara yakından bakıldığı zaman, bunlar da çoğu kez insan gibidirler ama özelliklerini müspet düşüncenin mükemmel aklından almışlardır. Hayat ilerledikçe vasıflarımızın derecesini de anlarız. Bir kimseyi gerçekten tanımak istiyorsak, düşüp kalktığı arkadaşlarına bakmak lazım. Bunu kısa özetlersek “kişi refikından azar”. İnsanın değeri biraz da başkalarının kendi hakkındaki düşünceleriyle ölçülür. Sonuç itibariyle şunu ifade etmek istiyorum. Bir insanın değerini öğrenmek istiyorsanız, onun, kendisinden aşağı seviyede olan kimselerle münasebetlerini inceleyiniz. Olgun insan, güzel söz söyleyen değil, söylediğini yapan ve yapabileceklerini söyleyen insandır. Netice itibariyle bir gerçek de odur ki, serseriye cevap verilmez çünkü susmak, ona cevaptır. OLGUN DOLGUNDUR, DOLGUN DA OLGUNDUR.