Umut kavramı, karanlıkta bile ışığı görebilme, yeniden başlama gücü, hayallerin nefesi ve hayatın devamlılığını sağlayan dinamik bir inançtır. "Umut varsa, her şey gerçekleşebilir" ve "İnsan, bitti dediği anda yeniden başlarmış" sözleri, umudun hiç bitmeyen bir yenilenme gücü olduğunu vurgular.

Umut geleceğe dair olumlu beklentileri barındıran, belirsizliğe karşı direniş sağlayan aktif bir zihin durumu ve erdemdir. Sadece edilgen bir bekleyiş değil, zorluklarla başa çıkma motivasyonu ve anlam arayışıdır.

Umutsuz yaşanamayacağını İnsanı hedeflerine ulaşmak için harekete geçirdiğini, belirsizlikler içinde güven ve motivasyon sağladığını kaybolsa bile umudun her zaman karşımıza çıkacağını çok iyi biliyoruz. Buraya kadar hem fikiriz,

Lakin, Boluspor’u maddi açıdan yaşamış olduğu sıkıntılarını ve sahip çıkılmamasıyla eriyişine şahit olmak, tüm benliğinize sirayet etmiş ve beyninizin bir köşesine bu duygu yerleşmişse, kafamızdan zor atıp nörolojik bulgularla hesaplaşır duruma gelirsiniz. O saatten sonrada işiniz artık ‘Allah’a kalmıştır.’ İşler yolunda gitsin diye de el açıp dua edersiniz.

Bu sezon işimiz gerçekten çok zor. Futbolcuları dağılmış, otopark, taksi durakları, Gölcük, çarşı park yerleri elinden alınmış sadece cüzi miktardaki benzinlik geliri bulunan, buna karşılık FİFA’ dan gelen kabarık transfer tescil yasaklarıyla boğuşan, Kulüp çalışanlarının bir kısım alacaklarının maddi olanak sağlanamadığı için ödenemediği gibi konular. Diğer borçlar ise bu sezon yüz milyon, Savaş başkana da iki yüz elli milyon olmak üzere toplam üç yüz elli milyon olarak borcu bulunduğu belirtiliyor.

Stadyum konusuna gelirsek, tam bir muamma olarak gözüküyor. Üçüncü ligi bırakın Bal liginde bile böyle bir stat yok. Bolu gibi iki metropolün ortasında yer alan ve sezon başında takımların hazırlık kampı geçirdiği bu şehre bu anlayış hiç yakışmıyor. Oysaki göçebe çadırı gibi stat içerisinde yer alan bu yerleşke günü kurtarmak için yapılmış, taraftara kale arkasında yer verilmiş ama yağmur ve kardan korumasız bir plan olarak hayata geçirilmiş, taraftarlara da alın size işte stat denmişti. Taraftar bu şartlar altında bile gelip takımlarına destek olup yalnız bırakmadılar.

Diğer şehirlerde olduğu gibi taraftarlarımızın kendi tribünlerinde her türlü rahat ve konfor altında maç izlemelerinden mahrum etmek, Bolu’nun tek takımı olan Boluspor’u yok saymak ve taraftarlarına da verilen en ağır ceza olmuştur. Gençlik ve Spor Bakanımızın ve Milletvekillerimizin geçen sezon stadyumun incelemesi sonrasında 14 bin kişilik stadyumun Bolu’ ya yapılacağı müjdesi bizleri sevindirmişti.

Sonuç tam bir fiyasko oldu. Eskiden stat kapasitesi 8.880 iken şimdi kale arkası 2.400’ e protokol 100’ e ve basın tribünü ise 70 kişiyle sınırlandırılarak stat kapasitesini 2.570 kişiye düşürüldü. Bu yapılanma sonrasında eski maraton ve kapalı tribünlerimizden de olduk. Yani ne umduk ne bulduk. Boluspor’u sözde düşünen yetkililerin günü kurtarma politikası en azından maçlarımızı kendi sahamızda oynanmasına vesile olmuştur.

Verilen sözler askıda, plan ve programları da rafta kalmıştır. Siyasi partilerimizin yalnızca secim zamanları düşündükleri Boluspor için ne yapabilir ve nasıl bir katkı sağlarız? Gibi düşünceleri hayata geçirmek yerine, başlayacak olan yeni sezon öncesi stadyum konusunda ise halen daha bir gelişme bulunmamaktadır.

Kısaca özetlemek gerekirse üzerimize serpilen ölü toprağıyla yeni sezonda ve bu şartlar altında ne stadyumumuzda bir gelişim nede Başkanlık seçiminde bir aday çıkar. Bu süreçte gidişatımız ve izlenimlerimiz üzülerek söylemek gerekirse bunu gösteriyor. Allah yardımcımız olsun. Yazımı yeri gelmişken kıssadan bir hisse ile bitirmek istiyorum.

Muhtar köylerine gelen bir Milletvekiline; ‘İki büyük problemimiz var’ der Milletvekili; ‘lafımı olur muhtarım söyle halledelim, biz bu iş için varız’ der. ‘Birinci sorum köyde sağlık ocağı var ama doktor yok’ deyince Milletvekili ‘Hemen Sağlık Bakanını arayıp hallediyorum’ diyerek cep telefonunu çıkartıp birisiyle konuşur; muhtara dönerek ‘Senin iş tamam, doktor yarın sabah burada olacak, ikinci sorunuz neydi?’ diye sorunca muhtar biraz şaşkın ‘Efendim köyümüzde hiçbir cep telefonu maalesef çekmiyor onu söyleyecektim.’ der. Bizim stat işi de ‘Al eline kalemi yaz Allah’ın adını’ gibi, işte öyle bir şey.