Su Gibi Olmak

"Su gibi ol." Sufilikte sıkça tekrar edilen, dillerde pelesenk olmuş ama çoğu zaman manası yüzeyde bırakılan kadim bir öğüttür bu.

Oysa su, sadece yumuşaklığı değil; kararlılığı, sabrı ve şaşmaz istikameti temsil eder.

Su, önüne çıkan engelle kavga etmez. Kayaya bağırmaz, varlığıyla çatışmaz. Ne geri döner ne de vazgeçer; sadece teslimiyetle yolunu arar. Bazen kenarından usulca dolaşır, bazen altından sızar, bazen de buharlaşıp göğe ağar ama mutlaka o engeli aşar. Yıllar boyunca sabırla akarak en sert kayayı bile şekillendirir. Çünkü su bilir: Mesele engeli yok etmek değil, akmaya devam etmektir.

Bugün modern insanın en büyük yorgunluğu tam da burada gizli değil mi?

Bizler karşılaştığımız ilk zorlukta sertleşiyoruz. İlk hayal kırıklığında katılaşıyor, buz kesiyoruz. Oysa katı olan kırılgandır; en ufak darbede parçalanır. Su ise esnektir; şekil değiştirir, kaba uyar ama özünü asla kaybetmez. Rengi değişse de tadı değişse de o hâlâ sudur.

Ve su, hedefini bilir: Denizi... En büyük gücü de tevazusundadır; kimsenin gitmek istemediği alçak yerlere akmaktan gocunmaz. Bu yüzden tüm nehirler ona katılır, bu yüzden deniz olur.

Yol uzasa da, yatak eğri büğrü olsa da su istikametinden şaşmaz. Bir damla suyun bile yönsüz, amaçsız aktığı görülmemiştir. Biz ise çoğu zaman engellere takılıp hedefi unutuyoruz; kayaya kızıp denizi gözden kaçırıyoruz. Zihnimizi bulandırıyoruz. Hâlbuki su çalkalandığında bulanır ama biraz bekleyince tortu dibe çöker, yine berraklaşır. İnsanın da bazen durması, beklemesi, durulması gerekir.

Sufi irfanı bize usulca şunu fısıldar: Hayatta güçlü olmak, yıkılmaz duvarlar örmek değildir. Gerçek güç; esneyebilmekte, sabredebilmekte ve ne olursa olsun akmaya devam edebilmekte gizlidir. Gürültüyle değil, süreklilikle. Aceleyle değil, sebatla.

Belki de bu yüzden çağımız bu kadar yorgun. Herkes "kaya" olmaya, olduğu yerde durup direnmeye çalışıyor. Kimse akmak, değişmek istemiyor. Herkes çarpıyor, kırıyor ve nihayetinde kırılıyor.

Oysa su olabilsek… Engeli düşman değil, bize yol yordam öğreten bir rehber bilsek… Bazen yavaşlamanın, bazen dolanmanın, bazen de bir gölette dinlenmenin yolun bir parçası olduğunu anlayabilsek…

İşte o zaman hem yol alırız hem de yolda tükenmeyiz. Çünkü su gibi olan, sonunda mutlaka vuslata, denize ulaşır.

24.12.2025

BAYRAM ERDEN