Şifa Olsun
Bu haftaki yazımı, farkında olmadan beni derinden etkileyen küçük ama anlamlı bir söze ayırmak istiyorum: “Şifa olsun.”
Son günlerde sağlıklı yaşamın önemli bir parçası olan yüzme alışkanlığımı geliştirmek için düzenli olarak havuza gidiyorum. Her antrenmanın ardından, havuzdan çıkanların çoğu sessizce kendi yoluna devam ederken, orada tanıdığım bir abimiz gür ve içten bir sesle, herkese aynı cümleyi söylüyor:
“Şifa olsun arkadaşlar!”
Bu ifade, ilk duyduğum anda içimde farklı bir yer açtı. Elbette kültürümüzde “banyo sonrası sıhhatler olsun” deriz; ama onun “şifa olsun” demesi, kulağıma daha derin, daha ruha dokunan bir temenni gibi geldi. O gün havuzdan çıkarken kendimi daha zinde hissettim. Sonraki birkaç gün de etkisi devam etti. Sonra düşünmeye başladım: Bir kelime insanı gerçekten bu kadar iyi hissettirebilir mi?
Belki de evet. Çünkü o abimiz, aslında her yüzme seansının sadece bir spor değil, bedene ve ruha iyi gelen bir eylem olduğunu hatırlatıyordu. Söylediği söz, yaptığımız faaliyetin ardındaki iyi niyeti görünür kılıyordu. Yüzmek suyla temas etmektir; su arındırır, sakinleştirir, hafifletir. Ve belki de bu yüzden, onu her “şifa olsun” deyişinde o arınmayı daha çok hissediyordum.
Bu küçük deneyim beni modern dünyanın bize unutturduğu o basit gerçeğe yeniden götürdü:
Şifa, çoğu zaman hayatın içindeki küçük temasların, iyi niyetli sözcüklerin ve paylaşmanın içindedir.
Biz yıllardır sağlığı yalnızca ilaçlarda aramayı öğrendik. Modern dünyanın dayattığı tempoyla yoruldukça, ruhumuz sıkıldıkça, bedenimiz yavaşladıkça çözümü hep dışarıda aradık. Oysa kadim bilgeler insanın önce kendi içindeki şifayı fark etmesi gerektiğini söyler. Sohbetin gücü, ortak bir kahkahanın ferahlığı, bir yürüyüşün dinginliği, paylaşılan bir lokmanın bereketi… Bunlar basit değil; tam tersine gerçek şifa kaynaklarıdır.
Bugün birçok insanın ilaçlara bağımlı hâle geldiği bir çağda yaşıyoruz. Başımız ağrısa hap, ruhumuz daralsa hap… Ama belki de öncelik, bedenimizin ne söylediğini duymakta, ruhumuzun neye ihtiyaç duyduğunu anlamaktadır. Çünkü bazen iyi gelen şey bir hap değil; iyi bir insanın gönülden söylediği tek bir cümledir.
Ben de bu farkındalıktan sonra hayatımın küçük anlarına başka bir gözle bakmaya başladım. Dostlarımla yaptığım her muhabbetin, bir araya gelişlerin, sohbetlerin, yolculukların, kahve paylaşımlarının özünde bir şifa arayışı olduğunu fark ettim. Ve artık arkadaşlarımla buluşup vedalaşırken, içimden gelen o sözü söylemekten kendimi alamıyorum:
“Hepimize şifa olsun.”
Çünkü inanıyorum ki şifa, bazen bir havuzdan çıkarken duyduğumuz sıcak bir sesleniştir; bazen bir dost meclisinde paylaşılan samimiyettir; bazen de sıradan bir günün içindeki küçük mutluluklardır.
Velhasıl, belki de modern çağın en büyük yanılgısı şifayı hep dışarıda aramaktı. Oysa insanın kendi içindeki güç binlerce yıldır aynı hakikati fısıldıyor:
Şifa, hayattadır.
Şifa, paylaşımdadır.
Şifa, insandadır.
Şifa olsun.
Saygılarımla