Şu an gündemde, NBA’de oynayan milli yıldız basketbolcu Alperen ŞENGÜN ve yayınladığı video var.
Türk mutfağının, özellikle de İstanbul’un tanıtımı yapılan bu video, Youtube ve Instagram’da toplam 10 milyon izlenme aldı. Hem de ilk 6 gün içerisinde. Giresunlu milli sporcumuzun sadece Instagram hesabında 1.2 milyon takipçisi var.
Videonun uzun hali Youtube’da 12 dakika sürüyor. İstanbul’u dolu dolu anlatan mükemmel bir video olmuş.
Ana fikir, ‘’Bir gün içerisinde İstanbul’da neler yapılır?’’
(Tabi ki senin ve benim bütçem bu serüvene yetmeyebilir, o ayrı mesele)
İstanbul’un silüeti, kokusu, denizi, sokakları, kedileri, her şey var videoda.
İstanbul lezzetleri ve Türk mutfağı uluslararası gastronomi alanında anca bu kadar güzel tanıtılabilir.
Türk kahvaltısı, kavurmalı yumurta, sucuklu yumurta, kalkan balığı, yeşillikler, Türk kahvesi, Türk tatlıları, servis personelinin bilgisi, Türk misafirperverliği, Türk döneri, alışveriş mekanları, moda, Türk bayrağı ve daha nicesi.
Yedi tane kurum bir araya gelse, bu kadar hızla izlenen ve bu kadar profesyonel bir video ortaya inanın ki zor çıkar.
Gelelim dananın kuyruğunun koptuğu o ana.
Koca videonun sadece bir dakikasında, rakıdan ‘’milli içkimizdir’’ diye bahsediliyor.
Türk toplumunun çoğunluğu değil, bir kısmı alkol kullanıyor aslında. Alkol kullananların ise belki de sadece bir bölümü rakı içiyor.
Bu yüzden rakıya milli içecek demek uygun olmayabilir.
Toplumun çoğu tarafından kabul görmüş, bize has olan ve bu topraklara ait olan bir içecek varsa, bu tabi ki ayran.
Fakat konumuz bu değil.
Konumuz, İstanbul için, Türkiye turizmi ve Türk gastronomisi için çok önemli olan bu reklamın ‘’baltalanma’’ hızı.
Gastronomi ve turizm açısından bir uzman olarak söylüyorum. Kocaman bir resim var ortada. Diğer ülkelerin mutfakları bu kadar abartılırken, bizim mutfağımızdaki sadece kahvaltı kültürü bile diğerlerini çok rahat sollayabilir.
Bu video, İstanbul turizminin ve Türk mutfağının ince ince işlendiği parmakla gösterilecek bir içerik olmuş.
Maksadımız veya nihai hedefimiz ‘’üzüm yemek’’ olmalı, bağcıyı dövmeye gerek yok.
Alperen ŞENGÜN, kocaman bir tabakta salkım salkım üzüm sunuyor. Derdiniz üzüm yemekse tadını çıkarın, beğenmediğiniz kısımları yemek zorunda değilsiniz.
Ama bağcıyı dövmekse olay, size söyleyecek lafım yok.
Bağcı birkaç kez daha üzüm getirir elbet.
Fakat bu yaftalanma ve zorbalık devam ederse, bir bakarsınız ortada ne üzüm bağı kalır ne de bağcı.