Dün, Bilim Teknik dergisinin Ekim sayısı elime ulaştı. Kapak sayfasında şu başlık vardı: “Yapay Zekâ Çağında Eğitim; Öğretmenin yerini makineler alabilir mi?”

Bu soru, uzun zamandır gündemden düşmüyor. Yapay zekâ artık hayatımızın her alanında Telefonlarımızdaki asistanlardan hastanelerdeki tanı sistemlerine, fabrikalardan sosyal medyaya kadar her yerde karşımıza çıkıyor. Eğitim de bu dönüşümden nasibini alıyor.

Bugün öğrenciler ödevlerini hazırlarken yapay zekâdan yararlanıyor. Kişiselleştirilmiş öğrenme uygulamalarıyla kendi hızlarında ilerleyebiliyorlar. Hatta bazı ülkelerde yapay zekâ tabanlı öğretmen yardımcıları sınıflarda ders anlatıyor.

Peki bütün bunlar öğretmeni gereksiz mi kılıyor?
Benim cevabım çok net: Hayır. Öğretmen daima gerekli olacak.

Çünkü öğretmenlik yalnızca bilgi aktarmak değildir. Makine, matematik problemini adım adım çözebilir; ama öğrencinin gözlerindeki kaygıyı, moral bozukluğunu hissedemez. Empati kuramaz. Öğrenciyi cesaretlendiremez.

Üstelik eğitim, sadece bilişsel öğrenme değildir. Türkiye’de geliştirilen Maarif Modeli, bu gerçeği çok net vurguluyor. Modelin merkezinde “Erdem-Değer-Eylem Çerçevesi” var. Yani amaç yalnızca bilgi kazandırmak değil, aynı zamanda erdemli bireyler yetiştirmek. Öğretmenin rolü burada çok kritik: Değer üreten, öğrencinin vicdanına dokunan, toplumsal sorumluluk bilinci aşılayan bir rehber olmak.

Benzer şekilde Sosyal Duygusal Öğrenme (SDÖ) becerileri de yapay zekânın kopyalayamayacağı alanlar. Öz farkındalık, empati, iş birliği, azim, sorumluluk… Bunlar algoritmalarla değil, insani etkileşimle öğreniliyor. Çocuk, bu becerileri ancak bir öğretmenin rehberliğinde geliştirebilir.

Sonuçta öğretmenin gerçek rolü, sadece bilgi aktarmak değil; değer üretmek ve değerli insan yetiştirmektir. Yapay zekâ güçlü bir araçtır, öğretmene destek olur. Ama insana dokunarak hayatına yön vermek, sadece öğretmene aittir.

Kısacası, geleceği inşa eden bilgi değil; bilgiyi hangi değerlerle kullandığımızdır. Bu yüzden öğretmen, teknolojinin asla devralamayacağı bir misyona sahiptir.

Değerli okurum, siz ne düşünüyorsunuz? Öğretmenin yerini makineler alabilir mi, yoksa öğretmen daima geleceğin mimarı olarak kalmaya devam mı edecek?

30.09.2025

Saygılarımla…

Bayram ERDEN