Sokaktan geçerken, bir balkonda ya da iş molasında yükselen dumana çoğu zaman dikkat etmeyiz. Çünkü sigara, yaşamımızın fonuna karışmış, sıradanlaşmış bir alışkanlık hâline gelmiş durumda. Fakat Yeşilay’ın yayımladığı 2025 Türkiye Tütün Raporu, bu sıradanlığın ardında yıllardır büyüyen ciddi bir tehlikeyi yeniden gözler önüne seriyor:
Tütün bağımlılığı, artık bireysel bir tercihin ötesinde, ülkemizin gençlerini ve geleceğini etkileyen bir halk sağlığı krizidir.
Rapor, önemli bir gerçeği net biçimde ortaya koyuyor:
Tütünle tanışma yaşı Türkiye’de oldukça erken.
YEDAM’a başvuran bireylerin sigaraya başlama yaşı ortalama 16,91. Başvuranların %62,9’u 18 yaşından önce sigaraya başlamış. Erkeklerde ortalama başlama yaşı 16,14, kadınlarda 18,11. Bu veriler, tütün kullanımının gençlik döneminde, merak, deneme ve sosyal çevre gibi faktörlerle kolayca başlayabildiğini gösteriyor.
Bağımlılığın şiddeti de tabloyu ağırlaştırıyor. Danışanların nikotin bağımlılığı puanı ortalama 5,44. Bu oran; başvuranların üçte ikisinin orta ve yüksek düzeyde bağımlı olduğunu ortaya koyuyor. Üstelik sigara kullanım süresi ortalama 23 yıl ve günlük tüketim 22 adet. Birçok kişi hayatı boyunca birçok kez bırakmayı denemiş olsa da, bırakma girişimlerinin %77,5’i bir yıldan kısa sürede sonuçsuz kalıyor. En dikkat çekici noktalardan biri ise şu:
Yalnızca %7,2’lik bir kesim, sigara kullanımını gerçek bir sorun olarak görüyor.
Bu durum sigaranın toplumda ne kadar normalleştiğini acı şekilde gösteriyor.
Raporda dikkat çeken bir diğer konu elektronik sigara. YEDAM başvurularında e-sigara kullanım oranı yıllar içinde anlamlı biçimde artmış; 2020’de %11,7 olan oran 2024’te %31,1e yükselmiş. Bu artış, elektronik sigaraların hâlâ masum bir seçenek sanıldığını, oysa bağımlılığı farklı bir biçimde yeniden ürettiğini gösteriyor.
Bu karanlık tabloya rağmen umut veren bir taraf var:
YEDAM modeli.
Yeşilay Danışmanlık Merkezleri, 12 yaş ve üzeri bireylere tamamen ücretsiz, bilimsel temelli ve gizlilik esaslı bir destek sunuyor.
İlk görüşmede bağımlılık düzeyi ölçülüyor, kişiye özel bırakma planı hazırlanıyor, psikoterapiler uygulanıyor ve en önemlisi kişi bırakmayı başardıktan sonra 1 yıl boyunca her ay telefonla takip ediliyor.
Bu takip modeli sayesinde, üç aylık süreçte tütün kullanmayanların oranı %28,9’a yükseliyor. On iki aylık izlemde ise, izlemde kalan bireylerin %84,8’i tütün kullanmadığını bildiriyor. Bu sonuçlar, doğru destek sağlandığında bağımlılığın yenilebildiğini gösteriyor.
Rapor, politikacılara ve yerel yöneticilere de önemli öneriler sunuyor:
Okullara, yurtlara ve gençlerin yoğun bulunduğu alanlara tütün satışının 100 metre mesafe kuralı ile sınırlandırılması; tütün ürünlerinin vitrinlerde görünmez hâle getirilmesi park, yürüyüş yolu, hastane çevresi gibi alanların tamamen dumansız olması; dijital ortamda elektronik sigara reklamlarının önlenmesi…
Tüm bunlar tütünle mücadelede çevresel ve toplumsal koruma kalkanı oluşturacak adımlar.
Sonuç olarak, 2025 Türkiye Tütün Raporu bize şunu söylüyor:
Tütün bağımlılığı yalnızca sigara içen kişinin değil; ailesinin, çocuklarının ve toplumun sorunu. Erken yaşta başlayan bu döngü, yıllarca süren bir bağımlılığa dönüşüyor. Ancak doğru destek, bilinçli politikalar ve güçlü bir toplumsal duruşla bu döngü kırılabilir.
Yeşilay ve YEDAM’ın bugün attığı adımlar, yarının daha temiz bir nefesle alınan Türkiye’sini inşa ediyor.
Bizlere düşen ise basit bir soru sormak:
Dumanı mı çoğaltacağız, yoksa umudu mu?
Saygılarımla…
04.12.2025
Bayram ERDEN