Bir nesil düşünün. Sigaranın zararlarını gördüğü için sigaradan uzak duruyor, belki de hayatı boyunca ağzına sürmeyeceğine inanıyordu.

Ama şimdi aynı neslin bir bölümü, rengarenk cihazlardan yükselen tatlı aromalı buharı içine çekiyor ve farkında olmadan nikotin bağımlılığının pençesine düşüyor.

Sigaranın dumanından kaçanlar, şimdi bağımlılığın başka bir biçimiyle karşı karşıya.

Ne ağır bir tütün kokusu var ne de geleneksel sigaranın alışılmış görüntüsü. Meyve aromaları, göz alıcı tasarımlar ve masum bir deneyim izlenimi... Her şey denemeyi kolaylaştırıyor. Önce merak, ardından birkaç nefes, sonra tekrarlanan kullanım. Derken bir gün, insanın elinden düşürmediği o cihazın artık yalnızca bir tercih olmadığını anlaması mümkün oluyor.

Peki, hiç sigara içmemiş bir insanı nikotinle tanıştıran ne? Birkaç saniyelik merak nasıl kalıcı bir alışkanlığa dönüşüyor? Ve en önemlisi, sigaraya hiç başlamayacak bir nesil neden yeni bir bağımlılık riskiyle karşı karşıya kalıyor?

Bu soruların yanıtı yalnızca elektronik sigarada değil, beynin ödül sisteminde, insan psikolojisinde, sosyal çevrede ve modern pazarlama dünyasında saklı.

Tütünün bedeli milyonlarca insanın hayatı

Elektronik sigara tartışmasını anlamak için öncelikle geleneksel tütün kullanımının insan sağlığı üzerindeki yıkıcı etkilerini hatırlamak gerekiyor. Dünya Sağlık Örgütüne göre tütün kullanımı, dünya genelinde her yıl 8 milyondan fazla insanın ölümüne neden oluyor. Bu ölümlerin yaklaşık 1,3 milyonu, sigara dumanına maruz kalan ve kendileri sigara içmeyen kişilerde meydana geliyor. Üstelik tütün kullanımı yalnızca akciğer kanseriyle sınırlı bir sorun değil. Kalp ve damar hastalıkları, inme, kronik obstrüktif akciğer hastalığı ve çok sayıda kanser türüyle ilişkili önemli bir risk faktörü.

Dünya Sağlık Örgütünün Avrupa Bölgesi verileri, tütünün hastalık yükündeki yerini daha da çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. Bölgedeki bulaşıcı olmayan hastalıklara bağlı ölümlerin yaklaşık yüzde 18'i 2020 yılında tütün kullanımıyla ilişkilendirildi. 2021 yılı verilerine göre akciğer kanserinden kaynaklanan ölümlerin yaklaşık yüzde 63,5'i, kronik obstrüktif akciğer hastalığına bağlı ölümlerin ise yüzde 38,4'ü tütüne atfedildi. Bu oranlar, tütünün ölümcül hastalıkların gelişimindeki önemini gösteriyor. Türkiye açısından da tablo dikkat çekici. Dünya Sağlık Örgütünün 2022 yılı verilerine göre, 15 yaş ve üzerindeki nüfusta yaşa göre standardize edilmiş tütün kullanım prevalansı yüzde 31,1 olarak tahmin edildi. Bu oran, Türkiye'de tütün kullanımının önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini gösteriyor.

İşte tam da bu nedenle tütünle mücadelede kazanılan her başarı değerlidir. Ancak geleneksel sigara kullanımının azalması, nikotin bağımlılığının kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez. Bağımlılık, farklı ürünler aracılığıyla yeni kullanıcılar kazanabilir.

Önce merak, sonra alışkanlık, en sonunda bağımlılık

Her bağımlılık büyük bir kararla başlamaz. Bazen yalnızca bir merakla, arkadaş ortamında yapılan küçük bir denemeyle veya stresli bir günün ardından rahatlama arzusuyla başlar.

Önce elinde tutarsın. Sonra birkaç nefes çekersin. Bir süre sonra kahvenin yanında, telefon ekranına bakarken, çalışırken, sıkıldığında veya kaygılandığında ona uzanırsın.

Ve bir gün fark edersin ki artık sen elektronik sigarayı kullanmıyorsun. Alışkanlığın senin davranışlarını yönetmeye başlıyor.

Nikotin, beyindeki nikotinik asetilkolin reseptörlerini etkileyerek ödül sisteminde dopamin salınımını artırabilir. Tekrarlayan maruziyet, bağımlılık gelişimini ve yoksunluk belirtilerini kolaylaştırabilir. Zamanla telefon kullanmak, sosyal medya, kahve molası veya stres gibi günlük uyaranlar da elektronik sigara isteğini tetikleyebilir. Böylece kimyasal bağımlılık ile öğrenilmiş davranış birbirini besler.

En tehlikeli yanılgı, "Sigara değil ki, zararsız!"

Elektronik sigarayı çekici kılan yalnızca nikotin değildir. Meyve aromaları, tatlı kokular, renkli tasarımlar ve modern görünümlü cihazlar, özellikle gençlerde ürünün risklerine ilişkin algıyı etkileyebilir. Oysa bir ürünün güzel kokması, hoş bir tat vermesi veya geleneksel sigaraya kıyasla daha az zararlı olabilmesi, onun zararsız olduğu anlamına gelmez. Elektronik sigaralar nikotin bağımlılığına yol açabilir. Solunan aerosol, akciğerleri ve diğer organları etkileyebilecek çeşitli maddeler içerebilir. Uzun dönem sağlık etkilerinin tamamı ise henüz açıklığa kavuşmuş değildir. Burada kritik bir ayrım var. Sigara içen bir yetişkinin geleneksel sigarayı tamamen bırakıp daha az zararlı bir alternatife geçmesiyle, daha önce hiç sigara içmemiş bir gencin nikotine başlaması aynı durum değildir. Birincisinde zarar azaltma potansiyeli tartışılır. İkincisinde ise daha önce bulunmayan bir bağımlılık riski ortaya çıkar.

Nikotin yalnızca bedeni değil, davranışları da etkiler

Elektronik sigaraya bağımlı olan bazı kişiler, onu kaygılarını azaltmak, stresle baş etmek veya kendilerini daha rahat hissetmek için kullandıklarını söylüyor. Fakat burada önemli bir paradoks var. Kişi, nikotinin yoksunluk belirtilerini geçici olarak hafifleten etkisini gerçek bir rahatlama sanabilir. Nikotin düzeyi düştükçe ortaya çıkan huzursuzluk, sinirlilik ve dikkat güçlüğü yeniden kullanma davranışını tetikleyebilir. Böylece kişi, başlangıçta yalnızca rahatlamak için yöneldiği ürüne zamanla daha fazla ihtiyaç duyabilir. Bu nedenle bağımlılıkla mücadele yalnızca "Kullanma!" demekle kazanılmaz. İnsanların neden başladığını, hangi duygularla kullandığını ve neden bırakamadığını anlamak gerekir.

Asıl soru şu, gençleri kim koruyacak?

Rengarenk aromalarla çekici hale getirilen, sosyal çevrede sıradanlaştırılan ve bazen zararsızmış gibi sunulan bir ürün karşısında gençlerden her zaman doğru risk değerlendirmesi yapmalarını bekleyebilir miyiz? Elbette bireysel sorumluluk önemlidir. Ancak pazarlama, akran etkisi, kolay erişim ve bağımlılık yapıcı maddelerin biyolojik etkileri birlikte değerlendirildiğinde, sorunu yalnızca irade eksikliğine indirgemek bilimsel açıdan yetersizdir.

Çözüm, doğru bilgilendirme, yaşa uygun koruyucu politikalar, gençlere yönelik pazarlamanın denetlenmesi ve elektronik sigarayı bırakmak isteyenlere erişilebilir profesyonel destek sunulmasıdır. Üstelik geleneksel sigarayı bırakmaya çalışan yetişkinlerle hiç nikotin kullanmamış gençlere aynı mesajın verilmesi de doğru değildir. Halk sağlığı politikaları bu iki grubu birbirinden ayırmalıdır.

Son söz, bazen en tehlikeli yolculuk masum bir nefesle başlar

Bir genç, hayatı boyunca sigaraya hiç başlamayabilirdi. Ancak renkli bir cihaz, tatlı bir aroma ve birkaç saniyelik merak, onu nikotin bağımlılığıyla tanıştırabilir. Asıl tehlike, bağımlılığın bazen zararsız görünen bir kapıdan içeri girmesidir. Erken yaşta nikotin kullanımı, başka maddeleri denemeyle de ilişkili olabilir. Gençleri tüm bağımlılık risklerinden korumak hayati önem taşır. Çünkü bazen bağımlılık bir nefesle başlar, sonuçları ise bir ömür boyu sürebilir.

Bir nesli sigaradan korumaya çalışırken yeni bağımlılıkların pençesine mi itiyoruz? Gençlerimizi korumak için daha neyi bekliyoruz?

Nikotine değil sevgiye, zararlı alışkanlıklara değil saygıya bağlanmak dileğiyle… Hayatımızı tüketen bağımlılıklardan uzak, sevgiyle, saygıyla ve bilinçle özgür kalmamız dileğiyle…