Kuşburnunun, kızılcığın ve alıcın zamanı geldi mi, insanın aklına sadece meyveler gelmiyor aslında. Birazda çocukluğumuz geliyor.

Ellerimiz dikenlerden çizilirken ceplerimiz meyve dolardı eskiden. Boynumuza sıra sıra dizilirdi alıçlar. Pazar alışverişine gittiğimizde ilk işimiz toplamadıysak eğer pazarda satan o teyzeden almak olurdu. Boynuna astığın o meyve kolyesinden yemek ne de tatlı olurdu.

Malum kış yaklaşıyor.

Bütün evlerde kışlıkları hazırlamak için bir telaş. Kimisi turşusunu kuruyor. Kimisi de mermelatlatını hazırlıyor. Evde kurulan o salatalık turşusunun tadını insan hiç unutur mu? Kütür kütür… Bir de soba kuzinesinde pişmiş patates…

Eylül ayı hüzün ayıymış.

İnsan yaş aldıkça çocukluğuna dönüyor, onu hatırlıyor bir nevi. Ne güzel olurdu soba ateşinin yanında uyumak şimdi.

Doğayla kalın.