Basit bir sorum var, bir tabak kuru fasulye size ne anlatır? Kimine göre sıradan bir ev yemeği, kimine göre çocukluk hatırası, kimine göreyse Türk mutfağının vazgeçilmezidir. Peki, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün de en sevdiği yemeklerden biri olduğunu biliyor muydunuz?

Atatürk’ün beslenme alışkanlıklarını ele alan araştırmalarda haşlanmış kuşkonmazı, favayı, gül reçelini, kavunu, leblebi ve fıstığı, ıspanaklı böreği, karnıyarığı, etli bamyayı sevdiği aktarılıyor.

Etsiz kuru fasulyenin ise en çok tercih ettiği yemekler arasında olduğu hatta kuru fasulyeye “yağlı fasulye” dediği de anlatılır.

Kuru fasulye, Türk mutfağında özel bir yere sahiptir. Evlerde pişer, esnaf lokantalarının menüsünde yer alır, pilavla buluştuğunda sofraların klasik ikililerinden birini oluşturur. Bazen başrol, bazen eşlikçi olarak yediden yetmişe herkesin sofrasında defalarca yer almıştır.

Bir gastronomi yazarı olarak her zaman söylediğimi burada da tekrar etmek isterim. Bir yemeğin değerini ve lezzetini zirveye çıkaran şey her zaman kullanılan malzemenin pahalı veya ender olmasıyla ölçülmez. Bazen bir tabak kuru fasulye, en seçkin restoranların menülerinde bulamayacağımız kadar güçlü bir kültürel hikâye ve damak çatlatan bir lezzet taşır.

Bugün gastronomi denildiğinde çoğu zaman sıra dışı sunumları, pahalı ürünleri ve gösterişli tabakları konuşuyor olsak da Türk mutfak kültürü, biraz da gündelik hayatımızın içindeki lezzetleri tanımak ve onların geçmişini anlamaktır. Bir yemeği değerli kılan yalnızca tadı değil; hafızamızda bıraktığı iz, kuşaktan kuşağa aktarılması, gelenekselliği ve ait olduğu kültürüdür.

Belki de bu yüzden kuru fasulye ve pilav, yıllar geçse de sofralarımızdaki yerini koruyor. Çünkü bazı lezzetler modaya ve lükse ihtiyaç duymaz. Onlar zaten yemek kültürümüzün yapı taşlarıdır.

Bir dahaki sefere önünüze bir tabak kuru fasulye ve pilav geldiğinde yalnızca karnınızı doyurduğunuzu düşünmeyin. O tabakta evlerin, lokantaların, asker ocaklarının, atalarımızın ve nesiller boyunca aktarılan mutfak alışkanlıklarının izleri var. Belki de masadaki kuru fasulye hepimizden daha eski hepimizden daha zengindir.

Kuru fasulye, sofralarımızdan nesillere aktarılan bir lezzet; Cumhuriyet ise bir milletin kanıyla, canıyla kazandığı en büyük mirastır. Birini tencerelerde pişirip çocuklarımıza, diğerini yüreğimizde taşıyıp gelecek nesillere aktaracağız. Çünkü sofralarımızdaki lezzetler kültürümüzü, Cumhuriyet ise özgürlüğümüzü yaşatır.

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu vatan uğruna canını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

Nice bayramlarda, huzurlu sofralarda buluşmak dileğiyle…